Cevaplar.Org

İRŞADI ETKİLEYEN ÂMİLLER-3

5. Müspet Hareket "Sana uyan müminlere kanat ger!. Sana karşı gelecek olurlarsa: 'Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım!.' de."(1)


Niyazi Beki(Doç. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2016-12-16 20:16:44

5. Müspet Hareket

"Sana uyan müminlere kanat ger!. Sana karşı gelecek olurlarsa: 'Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım!.' de."(1)

"İşte âhiret yurdu!. Biz onu, yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz. En güzel akıbet /gelecek, takva sahiplerinindir"(2) mealindeki bir çok Kur'an âyeti, müspet hareket etmeyi (tebliğ görevi yaparken, hiç kimseyi kırmamayı) ders vermektedir. Peygamberlerin (ve diğer mürşitlerin) görevi, sadece tebliğ etmektir. Bir tebliğin (irşadın) tesirini halk etmek, onu insanlara kabul ettirmek, Allah'ın elinde olduğu için, insanların bu irşada uyup uymamaları, mürşitlere hiç bir vebal / sorumluluk yüklemez. Peygamberler Allah'ın elçileridir. Elçiye zeval olmaz. Mürşitler de Peygamberin (a.s.) yolundan gidenlerdir. Onların da durumları aynıdır.

Bediüzzaman hazretlerinin de ifade ettiği gibi, dine, imânâ ve insanlığa hizmet etmeyi vazife edinmiş kimseler açısından "müspet hareket etmek" demek, insanın kendi mesleğinin, kendi hizmet tarzının muhabbetiyle hareket etmesi; başka meslekleri (hizmet eden başka kişileri ya da cemaatleri) küçümsememesi, onların fikirlerine ve ilimlerine karışmaması, kısacası onlarla meşgul olmamasıdır. Buna göre, hak olan her meslek sahibinin, başkasının mesleğine ilişmemek noktasında kendi mesleğinin konumunu ortaya koyarken: "Mesleğim haktır, yahut daha güzeldir!." demeye hakkı vardır. Yoksa başkasının mesleğinin haksızlığını veya çirkinliğini imâ eder şekilde: "Hak yalnız benim mesleğimdir!." yahut "Güzel olan sadece benim meşrebimdir!" gibi sözleri sarf etmeye, hiç kimsenin hakkı yoktur.(3) Hakperestlik odur ki, insanların kimden, nasıl ve ne şekilde olursa olsun istifadesine taraftar olmaktır.

6. Tebliğ-Temsil İlişkisi

"Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı uman ve Allah'ı çok anan kimseler için, Allah'ın Elçisinde (Resulullah'da) size güzel bir örnek vardır."(4) âyeti, imânî hakikatleri tebliğ etmek suretiyle insanları Allah yoluna çağıracak kişilerin, İslam'ı temsil etmeye lâyık kişiler olması (onların Kur'an ve Peygamber ahlâkı ile donanması gereğine) işaret etmektedir.

"Şuayb kavmine dedi ki; Ey kavmim!. Size yasak ettiğim şeylerin aksini yaparak size aykırı davranmak istemiyorum!."(5) âyeti ise, davetçilerin herkesten önce kendi ilkelerine bağlı kalması gereğini göstermektedir.

"Ey imân edenler!. Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında gazabı celbeden büyük bir çirkinliktir!"(6) âyeti ise, insanların doğruluk üzere hareket etmelerini, söz ile davranış biçimlerinin uygunluk arz etmesini emretmektedir. Hz. Mevlâna'nın: "Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol!. " sözü, bu âyetin bir tefsiri sayılabilir.

Hiç şüphe yok ki, hem ferdî hem de sosyal hayat açısından Efendimiz'i (a.s.) örnek almak, imânın gereğidir. Çünkü o yüce Resul, bir mübarek hadisinde: "Beni Rabbim terbiye etti, edebimin güzelliği ondandır!."(7) buyurmuştur. Peygamberimiz, (a.s.), Allah'ın emir ve yasaklarından ibaret olan İslâm dininin prensiplerini ilk kez ortaya koyan ve İslam'ın hükümlerini herkesten daha fazla titizlikle uygulayan bir Zattır.

Hz. Peygamber (a.s.)'e benzemenin ve onun hayatından davranış modellerini almanın üç önemli esprisi vardır:

Birincisi: İnsanın fıtratında, gördüğü şeylere inanmak vardır. Bu yüzden de eğitim ve öğretimin safhasında, en tesirli faktör görsel malzemelerdir. Televizyonları radyolardan daha etkin hale getiren husus, onun kulaklara değil de gözlere hitap ediyor olmasıdır. İnsanın gözle görülen bir modele ihtiyacı vardır. Çocukları, (iyi veya kötü özellikleriyle) yerli ya da yabancı sanatçıları taklit etmeye iten faktör de budur. 

"Şüphesiz biz insanı katışık bir nutfeden (erkek ve kadının dölünden) yarattık. Onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık."(8) âyeti, imtihanın gözleriyle gördüklerinden ya da kulaklarıyla işittiklerinden ötürü sorumlu olduklarına işaret etmektedir.

Nitekim Hz. Peygamber (a.s.) de: "Bir şeyi işitmek onu görmek gibi değildir; o daha tesirlidir!."(9) mealindeki sözleriyle bu gerçeğin altını çizmiş ve buna delil olarak, Hz. Musa (a.s.)'ı göstermiştir. Bilindiği gibi, Hz. Musa (İlahî hükümlerin yazılı olduğu mukaddes levhaları almak üzere) Tur Dağı'na çıkınca, kavmi (İsrail Oğulları) bir buzağı heykeline tapmaya başlamıştı. Hz. Musa, onların bu durumunu Allah'ın bildirmesiyle (vahiy yoluyla) öğrendiği halde buna sabretmiş, fakat kavminin yanına döndüğü zaman, onların hallerini gözleriyle görerek öfkelenmişti. Bu da görmenin, işitmeden çok daha tesirli olduğunu ispatlıyordu.

Söz konusu hakikat, Peygamberler peygamberi olan Efendimiz'i (a.s.) görerek iman eden, onunla omuz omuza çarpışan, onu savaşlarda korumak için, kendisine etten bir kalkan olan ve sohbetinde bulunma şerefine erişen sahabelerle, o Zat'ı görmeden (onun yüceliğini duyarak ya da okuyarak) iman eden diğer Müslümanlar arasındaki farkı da ortaya koymaktadır. Fakat (her ne şekilde olursa olsun) O'nu tanıyıp iman etmek ve bir örnek olarak benimsemek, yirmi dört saatin her dakikasında imtihana tabi tutulan bizler için, ebedî Cennetlerden daha da değerlidir.

İkincisi: Yüce Allah'ı sevmek ve O'nun emirlerine uyup rızası dairesinde hareket etmek, Hz. Peygamber (a.s.)'e benzemeyi gerektirmektedir. Çünkü, bu işte en mükemmel rehber, Hz. Muhammed (a.s.)'dir. 

Üçüncüsü: Madem ki, Hz. Muhammed (a.s.) Allah'ın insanlara yaptığı sayısız nimetlerinin en mühim bir vesilesidir, elbette Allah namına hadsiz bir muhabbete layıktır. İnsan ise, sevdiği kimseye eğer benzeme imkânı varsa fıtraten benzemek ister. Buna göre Hz. Peygamber (a.s.)'e benzemeye çalışması kaçınılmazdır.(10)

"Resûlüm! De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın!. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir"(11) ayeti, manen şöyle demek istiyor: "Eğer Allah'a inancınız varsa, elbette onu seveceksiniz. Madem ki Allah'ı seviyorsunuz, öyleyse onun sevdiği tarzı yapacaksınız. Bunu da; Allah'ın tarzını beğendiği ve 'şüphesiz sen yüce bir ahlâk üzeresin' diye buyurarak övdüğü ve sevdiği Zât'a , yani onun Resulüne benzemekle yapacaksınız. O'na benzemek ise, mümkün olan her konuda O'na tâbi olmaktır. Bu taktirde Allah da sizi sevecektir. Zâten Allah'ı sevmekten maksadınız da, Allah'ın sevgisini kazanmaktır."(12)

Aşağıdaki ayetler de, Hz. Peygamber(a.s.)'i bir hayat modeli almamızı tavsiye etmekte ve onu hayatımızın merkezine yerleştirmektedir.

"De ki: Allah'a ve Resûlüne itaat edin!. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah kâfirleri sevmez!."(13)

"Resûle itaat eden, Allah'a itaat etmiş olur."(14)

"Resûl / elçi size neyi getirdi / verdiyse onu alın!. Neden men etti ise, ondan sakının!."(15)

"Resulüm!. Sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmiş olmaktadır."(16)

Dipnotlar

1-Şuara, 26/215-216.

2-Kasas, 28/83.

3-Lem'alar, 151.

4-Ahzab, 33/21.

5-Hud, 11/88.

6-Saf, 61/2-3.

7-Aclunî, I/70.

8-İnsan, 76/2.

9-Ahmed b/ Hanbel, I/215, 271.

10-krş. Nursî, Lem'alar, 58.

11-Al-i İmran, 3/31.

12-Nursî, Lemalar, 52.

13-Al-i İmran, 3/32.

14-Nisâ, 4/80.

15-Haşir, 59-7.

16-Fetih, 48/10.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

BAYRAMA GİRERKEN ALMAMIZ GEREKEN İLAÇLAR VEYA İLAÇ GİBİ MADDELER

BAYRAMA GİRERKEN ALMAMIZ GEREKEN İLAÇLAR VEYA İLAÇ GİBİ MADDELER

Ramazan ayının bu son gününde ve bayram arefesinde başta nefsime, sonra da bütün Müslüman k

KADİR GECESİNDE YAPACAKLARIMIZ VE ÖZEL DUAMIZ

KADİR GECESİNDE YAPACAKLARIMIZ VE ÖZEL DUAMIZ

Kadir Gecesi, dua gecesi, ibadet gecesi, tevbe gecesi karar gecesi, günahlara veda gecesi, Allah’

GÜZEL AHLAK, HUZUR VE BARIŞIN GARANTİSİDİR

GÜZEL AHLAK, HUZUR VE BARIŞIN GARANTİSİDİR

İnsanlık camiasının fert ve toplum hayatında, huzur ve barışın, güven ve emniyetin, sevgi v

NİYET VE NAZAR

NİYET VE NAZAR

Niyet, bir sözün, bir eylemin asıl muharriki olan gayedir. Ameller rengini bu niyetten alır. İy

İLMİN ÇEŞİTLERİ VE İLİM ÖĞRENMENİN HÜKMÜ

İLMİN ÇEŞİTLERİ VE İLİM ÖĞRENMENİN HÜKMÜ

Bil ki ilim öğrenmek beş kısma ayrılır: BİRİNCİSİ: FARZ OLAN İLİMLER. Bu da kendi aras

VAAD ETTİKLERİYLE ÜÇ AYLAR

VAAD ETTİKLERİYLE ÜÇ AYLAR

Üç aylar... Recep, Şaban ve Ramazan… Bu aylar, çok mübarek zaman dilimleridir. Maddî ve mâ

HİND ULEMA CEMİYETİ VE ÜLKENİN ÖZGÜRLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ-3

HİND ULEMA CEMİYETİ VE ÜLKENİN ÖZGÜRLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ-3

5 Ağustos 1942’de Cemiyetin azaları İngilizlerin Hindistan’ı terk etmeleri gerektiğine dair

BAKARA SURESİNDEKİ ÜÇ ZÜMRENİN ÖZELLİKLERİ

BAKARA SURESİNDEKİ ÜÇ ZÜMRENİN ÖZELLİKLERİ

A-MÜ’MİNLERİN ÖZELLİKLERİ 1-Müttekîdir 0nlar. Yani Allah’ın yasaklarından uzak dururl

HİND ULEMA CEMİYETİ VE ÜLKENİN ÖZGÜRLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ-2

HİND ULEMA CEMİYETİ VE ÜLKENİN ÖZGÜRLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ-2

Velakin bahsedilen bu alimler İngilizlerin bütün emellerini boşa çıkardılar ve kurdukları g

İRŞATTA ÇAĞIN GEREKLERİ

İRŞATTA ÇAĞIN GEREKLERİ

İrşat, hak ve hakikate bir yönlendirme olduğuna göre, irşat görevini üstlenen kimseler, zama

HADİSLERİN DİLİYLE IŞİD

HADİSLERİN DİLİYLE IŞİD

Bir çekim kaydında Cübbeli Ahmet Hoca umre kıyafetiyle uçakta umre yolcularının arasında gö

Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabb'ine kulluk et!

Hicr, 99

GÜNÜN HADİSİ

İki ni'met (iki güzel hal) vardır ki, insanlardan çoğu bu ni'metleri kullanmakta aldanmıştır: Sıhhat, boş vakit.

Abdullâh b. Abbâs (r.a)'dan

TARİHTE BU HAFTA

*Malazgirt Zaferi(26 Ağustos 1071) *Ankara Kocatepe Camii Açıldı.(28 Ağustos 1987) *Kanuni'nin Belgrad'ı Fethi(29 Ağustos 1521) *Zafer Bayramı(30 Ağustos) *Büyük Muhaddis İmam Buhari Vefat Etti.(1 Eylül 870)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI