Cevaplar.Org

EBU’L-HASEN ALİ EL-HASENÎ EN-NEDVÎ (1333-1420/1914-1999)

Hint altkıtasının önde gelen âlimlerinden olan Ebü’l-Hasen Ali (Miyân) b. Abdülhay b. Fahreddin el-Hasenî en-Nedvî’nin soyu, Hz. Hasan vasıtasıyla Hz. Ali’ye dolayısıyla Hz. Peygamber’e dayanır. Bu sebeple Seyyid, bölgenin ilim geleneğine uygun olarak da Mevlânâ lakaplarıyla meşhur olmuştur.


Hamdi Arslan

hamdiarslan@hotmail.com

2017-01-02 20:30:31

Hint altkıtasının önde gelen âlimlerinden olan Ebü'l-Hasen Ali (Miyân) b. Abdülhay b. Fahreddin el-Hasenî en-Nedvî'nin soyu, Hz. Hasan vasıtasıyla Hz. Ali'ye dolayısıyla Hz. Peygamber'e dayanır. Bu sebeple Seyyid, bölgenin ilim geleneğine uygun olarak da Mevlânâ lakaplarıyla meşhur olmuştur.

Dedelerinden Seyyid Kutbuddin el-Medenî (ö. 677/1278), hicrî VII. yüzyıl başlarında Hint altkıtasına yerleşmiştir. Babası Hindistan bölgede yetişen meşhur kişilerin biyografilerini ihtiva eden Nüzhetü'l-Havâtır adlı eseriyle ( ki son yıllarda el-İ'lâm bi-men fi'l-Hind mine'l-a'lâm adıyla tanınıp bu adla yayımlanmıştır, I-IV, Beyrut 1420/1999) 'Hindistan'ın İbn Hallikân'ı' unvanını hak etmiş, şöhret sahibi, âlim bir zattır. Annesi ise civarındaki hanım öğrencileri yetiştirmesiyle meşhur, hâfıze ve özellikle Hz. Peygamber hakkında yazdığı şiirleriyle tanınan bir hanımefendidir.

Ebu'l-Hasen en-Nedvî 6 Muharrem 1333 (24 Kasım 1914) tarihinde Hindistan'ın kuzey eyalet merkezi Leknev şehrine bağlı Rayberili kasabası yakınlarındaki Tekye Kîlan köyünde doğdu. Ailesinin yanında Kur'ân-ı Kerîm öğrendi, hafız oldu. Sonra başladığı ilk eğitimine, mahalle mektebinde Urduca ve Farsça öğrenerek devam etti. Babası Abdülhay 1341'de (1923) vefat edince, o sırada Dârülulûm'u bitirmiş ve Tıp Fakültesi'nde okumakta olan ağabeyi Abdülalî el-Hasenî onun tahsiliyle ilgilendi.

1924'te Halîl b. Muhammed el-Ensârî'den Arapça öğrenmeye başladı ve ondan icâzet aldı. 1927'de Leknev Üniversitesi Arap Edebiyatı bölümüne girdiğinde henüz on üç yaşını yeni bitirmişti. Burada Arapça ve Urdu dillerinde okutulan pek çok eseri mütalaa etti. Okulunu bitirerek bilâhare yüksek lisans derecesi aldı. Aynı zamanda tarih, edebiyat ve felsefe alanlarındaki eserleri okuyabilecek derecede İngilizce öğrendi. Özellikle aydın kesimlere hitap etmek gayesiyle Arapça ve Urduca'nın yanında Farsça, İngilizce ve Hintçe'yi, yazdığı eserlerde ve konuşmalarında çokça kullandı.

1929'da Leknev şehrinde bulunan Nedvetü'l-ulemâ'ya bağlı Dârülulûm Üniversitesi'ne kaydoldu. Bir yıl sonra bu okula gelen Merakeş'li Takıyyüddin el-Hilâlî'den Arap edebiyatı üzerine ihtisas yaptı. Sahîh-i Buhârî, Sahîh-i Müslim, Sünen-i Ebû Dâvûd ile Sünen-i Tirmizî'nin tamamını, Tefsîru'l-Beydâvî'nin de bir kısmını allâme muhaddis Haydar Hasen Han Tonkî'den okudu. Daha sonra 1932'de Lahor şehrinde Kur'ân-ı Kerîm'in tamamının tefsirini meşhur müfessir Ahmed Ali Lâhûrî'den okudu. Diyûbend Dârülulûm Üniversitesi'nde de allâme Es-Seyyid Hüseyin Ahmed el-Medenî'den Sahîh-i Buhârî ve Sünen-i Tirmizî dersleri aldı, tefsir ve Kur'an ilimleri okudu.

Öğretim hayatına 1934 yılında, erken denilebilecek bir yaşta başlayan Ebu'l-Hasen en-Nedvî önce Nedvetü'l-ulemâ'ya bağlı Darülulûm Üniversitesi'nde tefsir ve edebiyat hocası olarak tayin edildi. Bu sırada Arap âlemindeki neşriyatı yakından takip etti, çeşitli ilim ve fikir adamlarıyla temaslar kurdu, muhtelif dergilerde yazıları neşredildi. Ulemâyı ve dinî eğitim merkezlerini ziyaret maksadıyla 1939 yılında Hint altkıtasında bazı ilmî seyahatlerde bulundu. Bu esnada, büyük âlim ve mutasavvıf Abdülkādir Raypûrî, meşhur davetçi ve âlim Muhammed İlyas Kandehlevî gibi kişilerle tanıştı.

Hayatını onlardan edindiği feyiz ışığında sürdürdü. Islahat, ruh terbiyesi, tebliğ ve topluma hizmet etme konularında onların üslûbunu takip etti, dinî eğitimi yönlendirme ve toplumu ıslah çalışmaları yolunda pek çok faaliyete katıldı. Bu amaçla "İslâmî Öğretim Merkezi", Hindular'la barış içinde yaşamayı temin gayesiyle "İnsanlık Mesajı Hareketi" ve ilmî faaliyetler yapmak üzere Dârülulûm bünyesinde "İlmî İslâm Akademisi"'ni kurdu. Bunların yanında, "Hindistan Kuzey Vilâyeti Dinî Öğretim Konseyi", "Hindistan İslâm İstişare Meclisi", "Hindistan Müslümanları Aile Hukuku Heyeti" gibi heyetlerde bulundu. 1961'de başladığı Dârülulûm Üniversitesi başkanlığına vefatına kadar (1999) devam etti.

Nedvî, Hint diyarındaki İslâmî müesseseler yanında, Şam, Kahire, Amman gibi bölgelerde Arap Dili Akademisi üyeliği, Medine-i Münevvere'deki el-Câmi'atü'l-İslâmîyye (İslam Üniversitesi) yüksek istişare meclisi üyeliği (1962), Râbıtâtü'l-Câmiâti'l-İslâmîyye (İslam Üniversiteleri Birliği) üyeliği (1971), Râbitatü'l-edebi'l-İslâmî el-âlemiyye (Dünya İslami Edebiyat Birliği) başkanlığı (1984), yine Amman'daki Kraliyet İslâm Medeniyeti İncelemeleri Tetkik ve Te'lif Akademisi üyeliği gibi görevlerde bulundu.

Nedvetü'l-ulemâ'da İslâm ülkelerinden temsilcilerin davet edildiği dünya müslümanlarının İslâmî eğitim ve öğretim, davet ve tebliğ hizmetlerinin problemleri ve çözüm yolları konulu pek çok toplantı düzenledi. 1997 yılının kasım ayında düzenlenen " 21. yüzyılda İslâmî davet ve tebliğin karşılaşması muhtemel problemler ve son peygamberin önemi"konulu geniş kongreye, Türkiye'den Emin Saraç Hocamız ile birlikte katılmak nasip oldu.

Bu hizmetleri yanında, Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti? adlı eseriyle 1980'de Uluslararası Kral Faysal Ödülü, 1981'de Keşmir Üniversitesi'nde edebiyat fahrî doktorluğu unvanı aldı. Ayrıca 1999 yılında Râbitatü'l-edebi'l-İslâmî el-âlemiyye tarafından İstanbul'da Ebü'l-Hasen en-Nedvî'nin hayatı, hizmetleri ve eserlerini anlatmak üzere İslâm dünyasının her yanından pek çok âlim ve edibin iştirakiyle büyük bir toplantı düzenlendi. Yine aynı yıl Birleşik Arap Emirlikleri'nde yılın İslâmî şahsiyeti seçilip ödüllendirildi.

Ebü'l-Hasen en-Nedvî hayatının sonuna kadar çalışmalarına yoğun biçimde devam etti, ülkesindeki ve dışarıdaki pek çok faaliyete fiilen katıldı. Leknev'deki Dârülulûm Üniversitesi'nde, Nedvetü'l-ulemâ'da çalışmalarına devam ederken Ramazan ayının 23'ünde doğduğu köye gitti. Cuma namazı için hazırlıklarını yaptıktan sonra namaz vaktine kadar Kehf sûresini okumaya başladı. Bu esnada gelen bir kalp krizi sonrası vefat etti (31 Aralık 1999). Bizleri de ilmî icâzet silsilesine kabul eden üstadımız Ebü'l-Hasen en-Nedvî'ye rahmet, mağfiret ve âlî dereceler ihsan eylemesini Allah Teâlâ'dan niyâz ediyorum.

Ebu'l-Hasen en-Nedvî hazretleri, tebliğ gayesiyle doğu ve batıya pek çok seyahatte bulundu, konferanslar verdi, konuşmalar yaptı, ilmî oturumlara, üniversite kurullarına, uluslararası kongrelere katıldı. Bu seyahatleri talebelerinden Abdülmecîd el-Gûrî tarafından kaleme alınan Rahalâtü'l-Allâme Ebi'l-Hasen en-Nedvî adlı eserde araştırma konusu yapılmıştır.

Kendisi ilmi ile âmil, Kur'an ve sünneti çok iyi bilen, bunların emrettiği doğrultuda yetişmiş bir 'rabbânî âlim' olarak temayüz etmiştir. Özellikle İslâm'ın tebliği konusunda, davet edildiği kişi ve toplumların ahvâli, şartları ve sıkıntıları hakkında önceden önemli bilgileri toplar, tebliğ esnasında bunları dikkate alırdı. Tebliğinde samimi, vicdanlara hitap eden, teşriî hükümleri uygulamaya teşvik edici ve ıslahat düşüncesine önem verici bir usûl izlemiştir.

Daveti esnasında ibadetlere önem vermenin lüzumuna, hakiki kaynağı ile zorlaştırılmış ve geleneklerin tesiri altında kalmış din arasında bir denge kurmanın gerekliliğine, lüks ve israftan uzaklaşmanın zorunluluğuna, söz ile davranışın birbiriyle tenasübü gibi düşüncelere devamlı vurgu yapmıştır. İmanın yeniden inkişâfının sağlanması, Hz. Peygamber SAS ile hissî ve aklî bağların güçlendirilmesi, Müslümanların aydın kesimlerine uluslararası boyutta özgüvenin kazandırılması ve İslâmî ilimlerle aralarındaki kopukluğun giderilmesi, batı düşüncesinin teslimiyetçi değil tahlilî bir yaklaşımla ele alınması, İslam'a davetin çağın ruhuna uygun yollarla yapılması gibi hedefleri gerçekleştirme gayretleri içinde bulunmuştur. "Bunların sağlıklı şekilde tahakkuku için de güçlü bir îman lazımdır, önceliği vahiy olan bir algılayış gerekir, Kur'an ile hemhâl olmuş yapıcı ve birleştirici bir üslûp kullanmalıdır, İslâm tarihinde yaşanan olayları çok iyi inceleyip dersler çıkararak çalışmalıdır, İslâm'ın devamlılığını vurgulanmalıdır, çağdaş rabbânî âlimler olmak lazımdır, uyanış hareketlerini doğru istikamete yönlendirmek gerekiyor.." gibi esaslar belirlemiş ve kendisi de bunlara uygun hareket etmiştir.

Osmanlı'ya ve Türkler'e ayrı bir takdir ve sevgi besleyen, her fırsatta "Biz Osmanlı'yı sevmeyi ibadet bilen bir nesillerin yaşadığı diyarda yetiştik." diyerek onların İslâm'a yaptıkları hizmetleri övgüyle dile getiren Ebü'l-Hasen en-Nedvî kitap, makale ve inceleme türünde 170 civarında eser yazmıştır. Arapça ve Urduca olarak te'lif ettiği bu eserler İngilizce, Farsça, Hintçe, Türkçe, Rusça, Malayca ve Endonezyaca gibi muhtelif dillere de tercüme edilmiştir.

Arapça olarak kaleme aldığı ilk yazısı daha on dört yaşında iken Kahire'de el-Menâr'da neşredilen Şehîd İmâm Ahmed b. İrfân'ın şahsiyetine dair bir incelemedir. Bunların yanında Urdu dilinde yayımlanan ve büyük yankı uyandıran Sîret-i Ahmed Şehîd (1937); Arapça olarak yayımlanan ve hem Hint altkıtasında, hem de Arap ülkelerinde uzun yıllar takrir edilen Muhtârât min edebi'l-Arab (Arap Edebiyatından Seçmeler), Kısasu'n-nebiyyîn (Peygamberler Kıssaları) ve el-Kırâetu'r-râşide (Okuma Metinleri) (1944); Mâzâ hasira'l-âlem bi'nhitâti'l-müslimîn? (Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler kaybetti?) (1944); Şam Üniversitesi'nde okuttuğu derslerden kitaplaştırılan Ricâlül-fikr ve'd-da've fil-İslâm (İslam'da Fikir ve Davet Adamları) (1956); el-Kādiyânî ve'l-Kādiyâniyye(Kadyanilik) (1958); el-Müslimûn fi'l-Hind (Hindistan'daki Müslümanlar) (1962); es-Sırâ' beynel-fikreti'l-İslâmiyye ve'l-garbiyye fi'l-aktâri'l-İslâmiyye(İslam Ülkelerinde İslami Fikir ile Batıcı Fikirler Arasındaki Mücadele) (1965); namaz, oruç, zekât ve haccı anlattığı el-Erkânü'l-erbaa (1967), es-Sîretü'n-nebeviyye (Peygamberimizin Hayatı) (1976); Sîretü hâtemi'n-nebiyyîn (1978); el-Akîde ve'l-ibâde ve's-sülûk(1980), Ali el-Murtaza (Hz. Ali'nin Hayatı, Şahsiyeti ve Şiilik) (1988) gibi pek çok eser yazmıştır. Bu eserlerin önemli bir kısmı Türkçe'ye de tercüme edilmiştir.

Dirâsât fî i'câzi'l-Kur'ân (Kur'an'ın Mucizevi Yönü hakkında Araştırmalar), Makālât havle's-sîreti'n-nebeviyye (Siyer-i Nebi Hakkında İncelemeler) ve Ebhâs havle'l-istişrâk ve'l-müsteşrikīn (İstişrak ve Müsteşrikler Hakkında Bahisler) adlı çalışmalarında ilgili konulara dair muhtelif yazıları derlenerek müstakil kitaplar halinde yayımlandı. Lekne şehrinde Dârülulûm tarafından 1934'te Arapça olarak yayımlanan ed-Dıyâ, 1940'ta Urduca yayımlanan en-Nedve ve 1948 yılında Ta´mîr-i Hayât dergilerinde; Mısır ve Suriye'de neşredilen Ahmed Hasen ez-Zeyyât'ın er-Risâle, Muhibbüddin el-Hatîb'in el-Fetih, Mustafa es-Sibâî'nin Hadâratü'l-İslâm, Saîd Ramazân el-Mısrî'nin el-Müslimûn adlı dergilerinde yazıları neşredildi. Ayrıca Urduca olarak 1962'de yayımlanmaya başlanan Nidây-ı Millet ve 1963'ten beri yayımlanan Ta'mîr-i Hayât ile Arapça olarak 1955'ten beri neşredilen el-Ba'su'l-İslâmî, 1959'dan itibaren yayımlanmakta olan er-Râid dergilerinin yayın faaliyetlerinin başında bulundu.

Not: Nedvî'nin hayatı ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgi için ayrıca bk. Nedrülhâfız en-Nedvî el-Ezherî, Ebü'l-Hasen en-Nedvî: kâtiben ve müfekkiran (Kuveyt 1986); Abdülmâcid el-Gūrî en-Nedvî, Ebü'l-Hasen Ali el-Hasenî en-Nedvî el-imâm el-müfekkir ed-dâiye el-edîb (Dımaşk1999), a.mlf., Muhâdarat İslâmîyye fi'l-fikri'd-da've li-semâhati'l-allâme eş-şeyh Ebi'l-Hasen Ali el-Hasenî en-Nedvî (I-III, Dımaşk 2001); Salâhaddin Makbûl Ahmed, el-Üstâz Ebü'l-Hasen en-Nedvî: el-vechü'l-âhar min kitâbâtih (Kuveyt 2001/1422); eş-Şeyh Ebü'l-Hasen en-Nedvî: buhûs ve dirâsât, [baskı yeri yok] 2002/1422 (Râbıtatü'l-edebi'l-İslâmî el-âlemiyye); Yusuf Karaca, "Hocam Ebü'l-Hasan en-Nedvî", İslâmî Edebiyat, sy. 27, İstanbul 1998, s. 33-35; "Syed Abul Hasan Ali Nadwi", Oxford Centre for Islamic Studies News, (January 2000), s. 1-4; Ali Nar, "Yaşayan Dahî İslâm Âlimi Nedvî", İslâmî Edebiyat, sy. 36, (2002), s. 4-8.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

EBU’L-HASEN ALİ EL-HASENÎ EN-NEDVÎ (1333-1420/1914-1999)

EBU’L-HASEN ALİ EL-HASENÎ EN-NEDVÎ (1333-1420/1914-1999)

Hint altkıtasının önde gelen âlimlerinden olan Ebü’l-Hasen Ali (Miyân) b. Abdülhay b. Fahr

DOSTUM NEDVİ

DOSTUM NEDVİ

Dostum Nedvi ilk defa 1951 yılı kışında “Salı Konferanslarından” birinin sonunda Kahire

BEDİÜZZAMAN'IN HAYATI VE ESERLERİ-2

BEDİÜZZAMAN'IN HAYATI VE ESERLERİ-2

Eserleri Bediüzzaman’ın eserleri, kendi hayatındaki dönüm noktalarını ifade eden "Eski Sai

BEDİÜZZAMAN'IN HAYATI VE ESERLERİ-1

BEDİÜZZAMAN'IN HAYATI VE ESERLERİ-1

Bediüzzaman Said Nursi, 1293-94/1876-77 tarihinde Bitlis'in Hizan kazasının İsparit Nahiyesine b

M. AKİF'İN GÖZÜYLE BATICILIK-2

M. AKİF'İN GÖZÜYLE BATICILIK-2

M.Akif, tefrikanın husumete ve kardeş kavgasına yol açtığını, bunun sonunun da düşmana tes

M. AKİF'İN GÖZÜYLE BATICILIK-1

M. AKİF'İN GÖZÜYLE BATICILIK-1

Mehmet Akif 1873 yılında İstanbul’un Fatih semtinde doğdu. Sezai Karakoç, M. Akif'in ailesi

AHMET NECİP FAZIL KISAKÜREK-3

AHMET NECİP FAZIL KISAKÜREK-3

VASİYETİNDEN: Bu yazımı; Necip Fazıl Kısakürek’in Vasiyetinden bazı satırlar, sonrası d

AHMET NECİP FAZIL KISAKÜREK-2

AHMET NECİP FAZIL KISAKÜREK-2

Necip Fazıl denilince akla ilk gelen BÜYÜK DOĞU Mecmuasıdır. BÜYÜK DOĞU, 40 yıl içinde ba

AHMET NECİP FAZIL KISAKÜREK-1

AHMET NECİP FAZIL KISAKÜREK-1

Necip Fazıl’ın davasının, inancının mücadelesinde yaptığı çalışmalar biliniyor. Yaş

ŞEYH MUHAMMED DİYAUDDİN/HAZRET (K.S.)

ŞEYH MUHAMMED DİYAUDDİN/HAZRET (K.S.)

Hazret lakabıyla bilinen Muhammed Diyâuddin (k.s.)Hazretleri, 7 Cemâzîyelâhir 1272 Hicri (Milâ

ŞEYHU'L-HİND MAHMUD HASAN DİYOBENDÎ (1851-1920)-2. BÖLÜM

ŞEYHU'L-HİND MAHMUD HASAN DİYOBENDÎ (1851-1920)-2. BÖLÜM

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi Şeyhu'l-Hind'in direktifi üzerine Afganistan'a gidip diplomati

Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl!

Furkan, 74

GÜNÜN HADİSİ

İman ve İslam'ın Fazileti

"Mü'min kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır! Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum, sadece mü'mine hastır, başkasına değil: Ona memnun olacağı birşey gelse şükreder, bu ise hayırdır; bir zarar gelse sabreder, bu da hayırdır" (Müslim, Zühd 64, (2

TARİHTE BU HAFTA

-İbn-i Batuta'nın Vefatı(24 Şubat 1369) -Malcolm X'in Vefatı(25 Şubat 1965) -Tarık Buğra Vefat Etti.(28 Şubat 1994) -Buhari'nin Vefatı(2 Mart 869)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI