Cevaplar.Org

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-4

Üstadın ulaştığı netice gösteriyordu ki; gerçekten İslam fıtrat dinidir. Bundan sonra, bu temel sorun onun hareketinin çekirdeğini teşkil etti. Şark vilayetlerinde inşa etmek için say ve gayret gösterdiği Üniversite ki-Medresetü’z Zehra adıyla


alıntıdır

2017-09-07 21:38:59

Üstadın ulaştığı netice gösteriyordu ki; gerçekten İslam fıtrat dinidir. Bundan sonra, bu temel sorun onun hareketinin çekirdeğini teşkil etti. Şark vilayetlerinde inşa etmek için say ve gayret gösterdiği Üniversite ki-Medresetü'z Zehra adıyla isimlendiriliyordu-ancak bu gayenin tahakkuk adımlarından başka bir şey değildi. Böylece istiyordu ki, tüm insanlar anlasınlar ki, İslam fıtrat dinidir ve insaniyet dinidir. Kur'an ise Allah'ın kitabıdır; hakka ve doğruya ulaştıran bir mürşiddir.

 Bu Kur'an-ı Azim ki, onun içinde bizden önce gelen milletlerden ve halklardan haberler vardır. O, bütün beşer için bir kitab-ı ilahi ve ve bir kitab-ı mu'cizdir. Bir çok ilimleri ihtiva etmektedir ki, o ilimlerin bir çoğu içinde bulunduğumuz asırda yeni yeni ortaya çıkmıştır. Bu hal gösteriyor ki İslam, ilimlerin üstazı ve efendisidir. İslam ümmetine vaciptir ki, İslam ümmeti de öyle olsun ve eskiden öyleydi de..

Ve İslam ümmetinin liderlik durumunu ve Kur'an-ı Kerim'in bayrağının yükselmesindeki rolünü tekrar yerine getirmesi gereklidir. Bu ise insanları yaşadığımız asrın ruhuyla İslamiyete ulaştırmakla olur. 

Van'da olduğu sıralar Bediüzzaman'ın kalbinde bu vardı. Ve bir gazetede İngiliz Sömürgeler bakanı Gladiston'un sözlerini duyunca bu fikrindeki yakini kat kat arttı. İ o bakan şöyle demişti; "Biz İngiliz topluluğu olarak (elindeki mushafa işaret ederek) bu kitap, müslümanların elinde kaldıkça onlara hakikî hâkim olamayız. Ya onları kitaplarından uzaklaştırmalıyız veyabu kitabı tamamen yok etmeliyiz."

Bundan sonra medresesinin genişlemesine ve isminin de Medresetü'z Zehra olmasına karar verdiki, bunun Mısır'daki Camiü'l Ezher Üniversitesi gibi bir Üniversite olmasını istiyordu. Bu üniversitede Kur'an ilimleri ile diğer ilimler beraber okutulacaktı. Böylece bu üniversiteden nereye giderlerse gitsinler İslamiyeti yayacak bir gençlik ortaya çıkacaktı. Bu fikir ki onu devamlı düşündürüyordu. Sonunda bu fikrini uygulama safhasına geçirmek İstanbul'a gitmeyi kararlaştırdı.

İstanbul'a geldiğinde(1907) bir gazeteci onu şöyle vasfetmişti; "Şarkın yalçın kayalıklarından bir ateşpare-i zekâ İstanbul afakında tülû etti."

İstanbul'a ulaşır ulaşmaz İstanbul'un ileri gelenlerini ve âlimlerini toplantıya çağırdı ve geliş gayesini onlara anlattı. Ve onların yardımlarını istedi. Onun yanına gelenler onun nadir zekasını, ileri görüşlüğünü, fikr-i selimini gördüler ve ondan çok hoşlandılar.

İstanbul'da ikamet ettiği odanın kapısında şu ibare yazılıydı; "Burada bütün müşküller çözülür, her suale cevap verilir, sual sorulmaz."

Bir gün Ezher şeyhi Muhammed Bahid El Mutii, İstanbul'da onu ziyaret etmişti. Ve ona sordu; "Avrupa ve Osmanlı Devleti hakkında ne diyorsunuz? Fikriniz nedir?"

Bediüzzaman şöyle cevap verdi; "Avrupa bir İslâm Devletine, Osmanlı Devleti de bir Avrupa Devletine hâmiledir. Bir gün gelip doğuracaklardır." Şeyh Bahid bu cevabı duyunca yanındakilere dedi ki; "bu gençle kesinlikle münazara edilmez.. Benim kanaatim de öyledir."

Üstadın İstanbul'daki hayatı bir derece siyasi idi. Osmanlıdaki değişmeler ve İkinci Meşrutiyetin ilan üzerine bütün gayretini konferaslar vermeye ve makaleler yazmaya sarfetti. Bu konferanslar ve makalelerle İslam'daki Hürriyet mefhumunu beyan etmek ve İslam'ın içtimai hayattaki tesirini gösterme istiyordu. Ve Şeriat-ı Garra'nın mutlaka hâkim olmasını talep ediyordu.

Ve diyordu ki; "Ey vatan evlatları! Hürriyeti yanlış etmeyiniz, tâ elimizden kaçmasın. Ve kokuşmuş olan eski esareti başka kabda bize içirmekle bizi boğmasın. Zira hürriyet, müraat-ı ahkâm ve âdâb-ı şeriat ve ahlâk-ı hasene ile tahakkuk eder ve neşvünema bulur."

Biz onun makalelerinden birisini size arz edeceğiz ki bu makale 18 Mart 1909'da neşredilmiştir ki, Bediüzzaman'ın neyi istediğini en güzel ifade eden bir makalesidir.

Yaşasın Şeriat-ı Ahmedî (A.S.M.)

Dinî Ceride: 77

5 Mart 1325 (18 Mart 1909)

Şeriat-ı garra, kelâm-ı ezelîden geldiğinden ebede gidecektir. Nefs-i emmarenin istibdad-ı rezilesinden selâmetimiz, İslâmiyete istinad iledir. O hablülmetine temessük iledir. Ve haklı hürriyetten hakkıyla istifade etmek, imandan istimdad iledir. Zira Sâni'-i Âlem'e hakkıyla abd ve hizmetkâr olanın, halka ubudiyete tenezzül etmemesi gerektir. Herkes kendi âleminde bir kumandan olduğundan, âlem-i asgarında cihad-ı ekber ile mükelleftir. Ve ahlâk-ı Ahmediye ile tahalluk ve Sünnet-i Nebeviyeyi ihya ile muvazzaftır.

Ey evliya-i umûr! Tevfik isterseniz, kavanin-i âdetullaha tevfik-i hareket ediniz. Yoksa tevfiksizlik ile cevab-ı red alacaksınız. Zira maruf umum enbiyanın memalik-i İslâmiye ve Osmaniyeden zuhuru, kader-i İlahînin bir işaret ve remzidir ki, bu memleket insanlarının makine-i tekemmülâtının buharı diyanettir. Ve bu Asya ve Afrika tarlasının ve Rumeli bostanının çiçekleri, ziya-yı İslâmiyetle neşv ü nema bulacaktır.

Dünya için din feda olunmaz. Gebermiş istibdadı muhafaza için, vaktiyle mesail-i şeriat rüşvet verilirdi. Dinin mes'eleleri terk ve feda edilmesinden, zarardan başka ne faydası görüldü? Milletin kalb hastalığı za'f-ı diyanettir. Bunu takviye ile sıhhat bulabilir. Bizim cemaatımızın meşrebi: Muhabbete muhabbet ve husumete husumettir. Yani beyn-el İslâm muhabbete imdad ve husumet askerini bozmaktır. Mesleğimiz ise, ahlâk-ı Ahmediye ile tahalluk ve Sünnet-i Peygamberîyi ihya etmektir. Ve rehberimiz Şeriat-ı Garra ve kılıncımız da berahin-i katıa ve maksadımız i'lâ-i Kelimetullahtır."

Bedîüzzaman

-devam edecek-

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-4

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-4

Üstadın ulaştığı netice gösteriyordu ki; gerçekten İslam fıtrat dinidir. Bundan sonra, bu

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-3

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-3

Müellif: M. Said Ramazan el Buti Mütercim: Fehmi Türkmen Hocaefendi Bizim için mümkün değil

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-5

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-5

Risale-i Nur, acz, fakr, şefkat ve tefekkür kavramlarından her birini Hakka ve hakikate ulaşma

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-4

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-4

Risale-i Nur kendisini tarikattan çok hakikat ve şeriat olarak tarif eder. Fakat, ister hakikat ol

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-1

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-1

Türkiye’de acip bir olay meydana geldi. En mühim ve en tehlikeli olan hadise ise, Türk milleti

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-2

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-2

Cenab-ı Hakkın kainata koyduğu kanunlardan(sünnetullah) birisi de, belirli zaman dilimlerinde M

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-3

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-3

Risale-i Nur, insanı Allah’a ulaştıran yolların sayısız olabileceğini söyler. Bununla birl

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-2

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-2

Bu konuda diğer bir ayrıntı da, Risale-i Nur’un diline, üslubuna yapılan itirazdır. Dilin a

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-1

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-1

“Risale-i Nur, bize, Rabbimizi tanıtan dört külli muallimden, dört umumi tarif ediciden bahsed

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-3

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-3

10. ‘Dindar Demokratlar’ Bir kere Nursi Demokratları nitelerken hemen tüm nitelemelerinde

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-2

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-2

6. Kur’an Hizmeti Hiçbir Şeye Alet Yapılmamalıdır Nursi, mevcut siyasi yapıya "isyan hakk

Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın; Allah'tan başka size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı? O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl oluyor da (tevhidden küfre) çevriliyorsunuz!

Fatır, 3

GÜNÜN HADİSİ

Her insan hata yapar. Hata edenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir."

Tirmizi

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI