Cevaplar.Org

ÖMER ZİYAÜDDİN DAĞISTANİ’DEN NÜKTELER VE İZAHLAR

Merhum Müderris Ömer Ziyaûddin Efendi'nin (1849-1925) Sahîh-i Buharî'yi ihtisar edip sonra dilimize çevirdiği «Zübdetü'l Buharî» adlı eserini okurken, merhumun bazı hadislere ait kısa ama çok faydalı ahlaki öğütleri, veciz izah ve kısa hatıraları dikkatimi çekmişti. Bunları not edip, eseri okuyamayan kardeşlerimize de ulaştırmak istedim.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2017-09-15 17:09:12

Merhum Müderris Ömer Ziyaûddin Efendi'nin (1849-1925) Sahîh-i Buharî'yi ihtisar edip sonra dilimize çevirdiği «Zübdetü'l Buharî» adlı eserini okurken, merhumun bazı hadislere ait kısa ama çok faydalı ahlaki öğütleri, veciz izah ve kısa hatıraları dikkatimi çekmişti. Bunları not edip, eseri okuyamayan kardeşlerimize de ulaştırmak istedim.

Dağıstan'ın bu mücahid insanı çok yönlü bir şahsiyet imiş. Çok kuvvetli bir hafız olmasının yanı sıra, Zübdetü'l Buhari başta olmak üzere bazı hadîs kitaplarını ezberlemişti. Bir çok sene hatimle Teravih namazı kıldırdığı gibi, ömrünün sonuna kadar Kur'an-ı Kerimi-altı saatte, başından sonuna kadar ezbere okumağa gücü yeten bir hafız idi. Bu yönden emsali pek nadir idi.

Arapça, Farsça ve Rusça'yı çok iyi bilmesinin yanısıra, Orta Asya Türkçesi diyalekleri uzmanı, muhaddis olmasının yanıbaşında bir fıkıh âlimi ve mutasavvıf idi. Allah rahmet eylesin. Amin..Salih Okur/cevaplar.org

*Allah'ın bir lütfu olarak söylüyo­rum, hicretin 1331 yılı Ramazanın beşinci gününde İskenderiye'de Müntezeh sarayında evimde yatmakta iken rüyamda Resulü Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretlerini gördüm ve bir kaç mesele­mi (çözemediğim müşkülâtımı) arz ettim. Birisi de şu mesele idi: Ya Resûlallah, Şafiî mezhebinde - imamın arkasında cemaatın da okuması farz oluyor. İmam Ebû Hanife'ye göre ise kıraat mekruh­tur; bu iki müctehidin hangisi isabet etmiştir? diye sordum ve fetva istedim. Fahri kâinat efendimiz tam bir neş'e ve sevinçle: "Orada ihtiyat lazımdır" buyurdular. Yani Fatiha sûresinin okunması lâzım geldiğini ifade ettiler.

Sonra; "Ben bunların hepsinden razıyım. Bun­lardan Allah razı olsun. Bunlar çok çalıştılar. Yalnız Hanbeli mez­hebinde lüzumsuz sözleri çoğalttılar. Yoksa ben bunların hepsinden razıyım" buyurdular.

Bu sorumdan önce "Ya Resûlallah, nikâhları haram olmayan kadınlara (tenlerine) erkek dokunursa Şafii mez­hebinde abdest bozuluyor; Hanefi mezhebinde ise bozulmuyor bunların hangisi isabet etmiştir? diye sorup fetva istedim. Şöylece mü­barek dudaklarını büktü ve işaret etti. Yani, yalnız dokunmakla abdest'in bozulmadığını kasdetti.

Sonra kendime ve yazdığım eserlere dair bir iki şey daha arzettim. "Şanı yüce olan Allah, o eserleriniz­den seni faydalandırsın" buyurdular.

Elhamdü Lillah sümme Elhamdü Lillah... Ya Rab! Ahirette onu görmeyi bize ihsan et ve sancağının altında bizi topla; salât ve se­lâm onun-üzerine olsun. 

*(Rasulullah(aleyhisselam) Hira dağında Cebrail'i görüp İkra suresinin vahyini aldıktan sonra üç sene kadar vahy gelmemişti deniyor.(Vahyin kesildiği zaman konusunda ihtilâf edilmiştir. Bazıları üç yıl, bazıları daha az olduğunu söylemişlerdir. Tercih edilen gö­rüş, Beyhakî'nin rivayet ettiği altı aylık bir dönemdir.Salih Okur)

 Araf: 142, Taha 21'den anlaşıldığına göre ilk tecelliler heybetli oluyor. (Meryem: 18:23) de bunu anlatıyor. Hz. Meryem, Cebrail'i görünce ürkmüş, "senden Allah'a sığınırım. Keşke ben daha önce ölseydim de unutulmuş gitmiş olsaydım" demiştir.

*Ben de oğlumun ölümünden çok kederlenmiştim. Bir kadın kaymaklı, buzlu bir kayısı yemeği yapıp getirdi. Onu soğuk soğuk yedim, kederli olan kalbime bir merhem gibi oldu.

Kederli olan bir kimsenin kalb ve midesi, gıda azlığından ve üzüntünün vücudu kaplamasından susuz kalacağı için böyle hafif şeyler yemek, kalbi ve mideyi kuvvetlendirir.

*İmam Gazali, insanın başına gelen musibetleri üçe bölmüştür.

Birincisi, münafık olanlara gelen hastalık ve felâket­lerdir. Münafık bunlar için Cenabı Hakk'a itirazda bulunur. Ondan dolayı da çektiği hastalık ona azabdan başka bir şey olmaz.

İkincisi, sabırlı mümine gelen hastalıklardır. Mümin bunlara sabrettiği için sevab kazanır, günahlarına keffaret olur.

Üçüncüsü, şükraniyet makamında olana gelen hastalıktır. Gelen musibete karşı Allah'a şükür ve hamd eder. Böyle musibetler, onun derecesini yükseltmek içindir.

*İnsan, tuzak ve fakdaki(kapandaki) taneyi görüp ona yaklaşan kuşa benzer. Kuş, danenin arkasında kendini beleyen tehlikeyi görmez, fakat düşer. İnsan, şehvetine uyarsa, sürüklenmekte olduğu cehennemi göremez. Kişi nefsinin hoşlanmayacağı hayır işleri yaparsa cennete girer. 

*İnsan, yapacağı hayır ve ibadeti-az da olsa-yapmalı. Bu, onun Cennete girmesine sebeb olabilir. Günah-küçük de olsa işlememeli, bu da insanı Cehenneme sürükleyebilir.

*Herkes kabirden çıplak çıkacak, "Kıyamette ilk giyinecek Hz. İbrahim'dir" hadisi gereğince..

*Mahşerde bu kadar fazla terleme herkes için olmayıp kâfir ve asiler içindir. Terleme de herkesin günah ve suçuna göre olacaktır. Nitekim başka bir hadîste: "Bazı kimselerin teri ayağının ökçesine kadar, bazısının teri baldırın yarısına kadar, bazısının teri dizlerine kadar bazısının teri oyluklarına kadar, bazısının teri koltuklarına ka­dar, bazısının teri ağzına kadar yükselecek ve bazısını da ter tama­men içine alıp örtecektir." diye' varid olmuştur.

Adaletli hükümdar ile bazı salih kimselerin Arş-ı Alâ gölgesinde o günkü sıcaklıktan korunacaklarına dair «Yedi kimse vardır ki, Allah onları rahmet gölgesi altında gölgelendirir, barındırır» mealindeki ha­dis-i şerif geçmişti. Peygamberler, sıddıklar, şehidler, bu terlemeden korunmuş olup mahşer gününde altın kürsüler üzerinde bulunacak­lardır, diye hadîs-i şerif nakledilmiştir.

*Kurtubî'nin tasavvufçulardan naklettiğine göre, cennet ile ce­hennem arasında kesilecek olan koçun kesicisi Yahya Aleyhisselâm olacakmış. Bu koç şeklindeki ölümün kesilmesi de Allah'ın emri ile Peygamberimizin huzurunda olacaktır. Kesicinin Yahya Aleyhisselâm olması, isminin manasının devamlı bir hayata delâlet etmesi bakımın­dandır ve onun tercihi bu yöndendir.

Bu acize kalırsa, Yahya Aleyhisselâm, Kudüs Kralı tarafından, koç gibi boğazlanmıştı. Bu bakım­dan ölüm koçunu kendisinin kesmesi akla yatkındır.

Bir de, bu koçu Hazret-i Cibril'in keseceği söylenir; çünkü ruhların bekasına memur olduğu için ölümü yok etmesi gerekir.

*Cennet ehli ise, Hazreti Adem Aleyhisselâm'ın boyunda, Hazreti Yûsuf Aleyhisselâm'ın güzelliğinde, Hazreti İsa'nın otuzüç yaşla­rında ve bizim peygamberimizin ahlâkında olacaklardır.

*Her şahsın hem cennette ve hem de cehennemde makamı (bir yeri) vardır. Bir mümin cennete girmeden önce, kendisine cehen­nemdeki makamı gösterilir. İman edip salih amel işlememiş olsa gireceği cehennemdeki yeri kendisine gösterilir ki, oraya düşmedi­ğinden dolayı Allah'a çok çok şükretsin. Bu görüş ona eziyet vermiyecek, şükrünü artıracaktır.

Kâfir de cehenneme girmeden önce, ona cennetteki yeri gösterilir. İman edip salih amel işleseydin işte cennetteki bu yeri alacaktın, denilerek gösterilir ki, hasret ve üzün­tüsü çoğalsın. Sonra cehennemdeki yerine girer.

Müminler, kâfirlerin cennetteki yerlerine varis olacaklarına dair başka hadîs-i şerif oldu­ğu gibi, bu şekilde tefsir edilen ayet de vardır.

Bazı hadîs-i şeriflerde de bu cennetle cehennemdeki makamların gösterilmesi kabir suali zamanında olacağı belirtilmektedir.

*Ashabın büyüklerinden Halid bin Velid düşünde korkar, bağırır, uyanırmış. Peygamberimize; "Ey Allah'ın Rasulü korkunç rüyalar görerek korkuyorum deyince, Peygamberimiz ona "Sen yatağına girerken şunu oku: Bismillâhi eûzü bikelimatillahi't-tammati min gadabihi ve şerri ibadihi ve min hemezati'ş-şeyatıni ve en yahdurûn" buyurmuştur. İmam Nesai sahihinde "yatarken Ayetel Kürsi okuma da bu derde dermanıdır" demiştir. Anlamı düşünülürse daha müessir olması gerekir.

*Mutedil mevsim olan bahar, hasılatın elde edildiği sonbahar ve gece gündüzün müsavi olduğu zamanda çoğu rüya doğru çıkar.

*Umum halk da rüya bakımından üç guruptur;

1- Durumu bilinmez, orta çapta insanlardır. Rüyaları da kendileri gibi olur.

2-Gizli açık günah işleyenler. Bunların düşü karışık hayaldir. Nadir olarak doğru çıkar.

3-Kafirlerinki bazen doğru, çoğu kere karışık hayal olur.

Uyanıkken yalan söylemeyenlerin düşü çok kere doğru olur. Yalan söyleyeninki doğru çıkmaz. Mübalağacı, yalancı şairlerinki de öyle. 

*(Kıyamete yakın, zamanın yaklaşması hadisi hakında yorumlar)

Bazısı; ahirzamanda vakitler birbirine yaklaşacak, bir ay gün; gün saat, saat; kuru hurma yaprağının ateşe atılınca yanması kadar olacak,

Bazısı; karışıklık, fesad, bereketsizlik, sıkıntıdan insanlar vaktin nasıl geçtiğini bilmeyecek demiştir.

Zamanımızın fencileri bu hadisi vapur, tayyare, tel, telefon, radyo gibi âletlerin süratine işaret saymışlardır.

* Kıyamet, insanların en kötülerinin başına kopacak. Kıyamete yakın zamanda yeryüzünde salih kimselerden hiç biri bulunmaya­cak. Bazı hadîs-i şeriflerde, kıyamete yüz sene kala yeryüzünde Al­lah Allah diyen kalmayacak, buyurulmaktadır. Çünkü kıyamete ya­kın bir zamanda Yemen tarafından gayet yumuşak ve tatlı bir rüz­gâr gelip bütün müminlerin ruhlarını alacaktır. Sonra yeryüzünde insanların kötüleri kalacaktır.

*Günler geçtikçe tabii olarak Asr-ı Saadetten uzaklaşılacak, din ve ahlak bakımından fitne ve gerilemeler olacak. Ama iyi günler gelmeyecek demek değildir. Nitekim, Peygamberimizden sonra irtidat fitneleri çıkmışsa da, Hz. Ömer devri;

Haccac gelmişse de Ömer bin Abdülaziz devri;

Harun Reşid, Fatih, Kanuni devirleri gibi çağlar gelmiş ve iyi devirler gelecektir.

*Kıyametin ansızın top gibi patlayacağı anlaşılıyor.

Kaynaklar

1-Ömer Ziyaeddin Dağıstani, Zübdetü'l Buhari Tercümesi, sad. Mustafa Barçın, İrfan Kocabaş, Salah Bilici Kitabevi Yayınları, İst. 1977

2-Ömer Ziyaeddin Dağıstani, Zübdetü'l Buhari Tercümesi, sad. Ali Fikri Yavuz, Hisar Yayınevi, İst.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ÖMER ZİYAÜDDİN DAĞISTANİ’DEN NÜKTELER VE İZAHLAR

ÖMER ZİYAÜDDİN DAĞISTANİ’DEN NÜKTELER VE İZAHLAR

Merhum Müderris Ömer Ziyaûddin Efendi'nin (1849-1925) Sahîh-i Buharî'yi ihtisar edip sonra dili

SEYDA M. SALİH EKİNCİ HOCAEFENDİ İLE İLİM SERÜVENİ-7

SEYDA M. SALİH EKİNCİ HOCAEFENDİ İLE İLİM SERÜVENİ-7

M. Şimşek: Muhterem hocam! Yayınladığınız eserlerinizden bahsedecek olursak, hangi alanlarda

SEYDA M. SALİH EKİNCİ HOCAEFENDİ İLE İLİM SERÜVENİ-6

SEYDA M. SALİH EKİNCİ HOCAEFENDİ İLE İLİM SERÜVENİ-6

M. Şimşek: Buhârî ve Müslim de uydurma hadis olduğunu iddia edenler var. İnsaflı olanlar zay

SEYDA M. SALİH EKİNCİ HOCAEFENDİ İLE İLİM SERÜVENİ-5

SEYDA M. SALİH EKİNCİ HOCAEFENDİ İLE İLİM SERÜVENİ-5

M. Şimşek: Muhterem hocam! Hadis usulüyle ilgili muasır dönemde, kısmen Mısırda ve ülkemizd

SEYDA M. SALİH EKİNCİ HOCAEFENDİ İLE İLİM SERÜVENİ-4

SEYDA M. SALİH EKİNCİ HOCAEFENDİ İLE İLİM SERÜVENİ-4

M. Şimşek: Hadis’in diğer İslam ilimleriyle münasebeti konusunda neler söylemek istersiniz?

SEYDA M. SALİH EKİNCİ HOCAEFENDİ İLE İLİM SERÜVENİ-3

SEYDA M. SALİH EKİNCİ HOCAEFENDİ İLE İLİM SERÜVENİ-3

M. Şimşek: Önceki dönemlerde medreselerde hiç yok iken, şimdi talebe hem hadis usulü okuyor,

SEYDA M. SALİH EKİNCİ HOCAEFENDİ İLE İLİM SERÜVENİ-2

SEYDA M. SALİH EKİNCİ HOCAEFENDİ İLE İLİM SERÜVENİ-2

M. Şimşek: Muhterem hocam! Biz, sizinle ilgili şöyle bir durumdan haberdarız. Medrese eğitimin

SEYDA M. SALİH EKİNCİ HOCAEFENDİ İLE İLİM SERÜVENİ-1

SEYDA M. SALİH EKİNCİ HOCAEFENDİ İLE İLİM SERÜVENİ-1

Kıymetli ziyaretçilerimiz, değerli hocamız Salih Ekinci efendi ile geçen aylarda yaptığımız

ESAD COŞAN HOCAEFENDİ’DEN BİR GÜLDESTE-19

ESAD COŞAN HOCAEFENDİ’DEN BİR GÜLDESTE-19

Cüz'î bir tefekkürle hemen anlarız ki, Müslümanların toplu refahı, ilerleme ve yükselmesi,

ESAD COŞAN HOCAEFENDİ’DEN BİR GÜLDESTE-18

ESAD COŞAN HOCAEFENDİ’DEN BİR GÜLDESTE-18

Arapça'da azamet nunu denilir, nun harfi vardır. Fiil sîgalarının baş tarafına geldiği zama

ESAD COŞAN HOCAEFENDİ’DEN BİR GÜLDESTE-17

ESAD COŞAN HOCAEFENDİ’DEN BİR GÜLDESTE-17

Bir hadisi şerif var; çok seviyorum ve çok konu ediniyorum, konuşmalarımda zikrediyorum bu hadi

İnkâr edenler, Allah'ın yolundan ve -yerli, taşralı- bütün insanlara eşit (kıble veya mâbed) kıldığımız Mescid-i Harâm'dan (insanları) alıkoymaya kalkanlar (şunu bilmeliler ki) kim orada (böyle) zulüm ile haktan sapmak isterse ona acı azaptan tattırırız.

Hac,25

GÜNÜN HADİSİ

"Her şeyin bir alameti vardır. İmanın alameti de namazdır."

Münavi

TARİHTE BU HAFTA

*Cumhuriyet'in ilanı(29 Ekim 1923) *Sütçü İmam Maraş'ta direnişi başlattı(31 Ekim 1919) *I.Dünya Harbine girdik(1 Kasım 1914) *İmam-ı Rabbani Hz.lerinin İrtihali(2 Kasım 1624) *Hz.Ömer(r.a.)'in Şehadeti(3 Kasım 644)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI