Cevaplar.Org

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-164

Ders: Muhakemat, Birinci Makale, 9. Mukaddime İzah: Prof. Dr. Ahmet Akgündüz *“Ukûl-ü selime yanında muhakkaktır ki: Hilkatte hayır asıl, şer ise tebaîdir”(Muhakemat, s: 40) Bu cümleyi bugün öğrensek yeter. Yani bu cümleyi bilip de, kainat hakkında ümitsiz olmanın hiç manası yoktur. Yani kainatın yaratılışında hayır asıldır, şer ikinci derecededir. Bu, insanlar açısından böyle olduğu gibi, hayvanlar açısından da böyle..Acaip bir hadise yani.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2018-03-01 20:44:12

Ders: Muhakemat, Birinci Makale, 9. Mukaddime

İzah: Prof. Dr. Ahmet Akgündüz

*"Ukûl-ü selime yanında muhakkaktır ki: Hilkatte hayır asıl, şer ise tebaîdir"(Muhakemat, s: 40) Bu cümleyi bugün öğrensek yeter. Yani bu cümleyi bilip de, kainat hakkında ümitsiz olmanın hiç manası yoktur. Yani kainatın yaratılışında hayır asıldır, şer ikinci derecededir. Bu, insanlar açısından böyle olduğu gibi, hayvanlar açısından da böyle..Acaip bir hadise yani.

*Kainatta bir çok ilim dalları teşekkül etmiş, ilim ise külli kaidelerden(genel kurallar) ibarettir. Külli kaideler ise bir nizam ve intizamı gösterir ve bir güzelliğe delalet eder. Bir konuda ilim teşekkül etmişse, o ilim, teşekkül etmiş olan mevzuun mükemmeliğinin delilidir. Demek, ortaya çıkmış olan bütün ilimler kainatta nizama ve intizama birer şahid-i sadıktır.

*Yukarıdaki kaidenin şahitleri ise; "nazar-ı hikmetle istikra-i tâmmdır." (Muhakemat,s: 40) Buradaki nazar-ı hikmetten maksat ilimin bakışıdır. İlmin gözü asırlardır kainatı araştırıyor, hiç istisnai bir şey yok; aynı nizam, aynı intizam. Bir de istikra-i tam=labaratuvarlar.

 İstikra-i tam; "Ayrı ayrı hâdiselerdeki müşterek vasıflara dikkat ederek umumi bir netice çıkarmak. Umumi araştırmak. Fertten umuma âit hüküm sâhibi olmak" demek. ...İstikra metoduna tüme varım metodu da deniliyor.

Bir de genel kaidelerden cüze varım oluyor. Bir kaideyi koy, sonra onu cüzlerde ara. Aynı sonuca varıyorsun.

*"Hilkat-ı âlemde maksud-u bizzât ve galib-i mutlak, yalnız hüsün ve hayr ve hak ve kemaldir." (Muhakemat, s: 40) Alemin yaratılışında asıl kast edilen mana, galib-i mutlak(yani yüzde yüz güzellik değil. Öyle olsaydı, ahiretin yaratılmasına ihtiyaç kalmazdı. Bediüzzaman bunu başka bir yerde izah ederken; "her kemale bir noksanı karıştırmak, şu âlem-i kevn ü fesadın mukteziyatından olmakla"(Münazarat,s: 35) diye ifade ediyor) ama genel olarak hüsün ve hayr ve hak ve kemaldir.

*"Amma şer ve kubh ve bâtıl ise; tebaiye(ikinci planda) ve mağlube ve mağmuredirler.(Muhakemat, s:40) Mağlubedir, yani galip değildir. Ve mağmuredir, yani hakkın içinde kaybolmuş, batmış, gitmiştir. Mesela ayranın içinde su mağmuredir, çünkü beyaz hakim.

Üstad, şerlerin tebei olmasına eserlerinde yağmuru misal olarak verir. Mesela yağmur külli bir rahmettir, hatta mücessem rahmettir ama bir adam tembellik eder, harmanını zamanında kaldırmaz. O yağmur onun hakkında rahmet değil, azap olur. Diyemez ki "yağmur azaptır." Çünkü sadece onun hakkında cüz'i bir şerdir. Kainatta her hadise böyle..

* "Eğer çendan savlet etseler de muvakkattır."(Muhakemat, s: 40) Her ne kadar şerler hayırlar karşısında mağluptur. Zaman zaman hücum etseler ve hakka görünürde galip gelip bastırsalar da, geçicidir.

*Geçenlerde (1994'lü seneler.. Salih Okur) Maltepe'de dindar bir tüccarın yanına gitmiştim. Sohbet ederken, Türkiye'deki hadiselerden çok ümitsiz olduğunu söyledi ve benim bakış açımı sordu. Dedim ki; "ben de çok mahzunum ama hiç ümitsiz değilim." Sonra Şualar'dan şu bahsi okudum; "Hem şanlı ve kahraman bir millet, mağlubiyeti hengâmında, böyle istidraclı ve şanlı ve tali'li ve muvaffakıyetli ve kurnaz bir kumandanı bulunduğundan gizli ve dehşetli olan mahiyetine bakmayarak kahramanlık damarıyla onu alkışlar, başına kor, seyyielerini örtmek ister. Fakat kahraman ve mücahid ordunun ve dindar milletin ruhundaki nur-u iman ve Kur'an ışığıyla hakikat-ı hali göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılır."(Şualar, s:595)

*Üstad burada üç önerme ortaya koyuyor;

1-Hilkatte(yaratılışta) hayır asıl, şer tebeidir. İlimlerdeki nizam ve intizam bunun delili.

2-Kainatta en mükemmel nev, insanoğludur. Bunlar içerisinde de en değerlisi; doğru Müslümanlardır.

3-Bütün insanların en mükemmeli de Hz. Muhammed aleyhissalatu vesselamdır.

Bu üç önermeden şu neticeye gidiyor; acaba istikbalde insanoğlu şekavetiyle o fenlerin, o ilimlerin şahitliklerini yalanlarsa ve ilahi irade karşısında inat etmeye- Üstad Hutbe-i Şamiye'de bunu ifade ederken "beşerin başına acil bir kıyamet kopmazsa diyor- muktedir olacak mıdır? Hayır..Neticede kainatta hayır hakim olacak, güzellik hakim olacak, intizam hakim olacaktır. Müthiş bir ümit bu..

Not: Prof. Dr. Şadi Eren "Muhakemat Notları" adlı eserinde burayı kısaca özetlerken demiş ki; "Dolayısıyla, insanlık âleminin hayırlı bir dönemi görmeden sona ermesi düşünülemez. Allah'ın hikmeti böyle bir duruma izin vermeyecektir." (Prof. Dr. Şadi Eren, Muhakemat Notları, s: 147)

*"Evet hukuk-u umumiye-i kâinata cinayet eden afvolunmaz."(Muhakemat, s:41) Kainatın umumi hukuku güzelliktir, intizamdır, huzurdur, haktır. İlla buna karşı inat edip "ben kainatta çirkinliği, şerri hakim kılacağım diyerek, cinayet eden affedilmez. Sovyet Rusya affedilmedi işte. Kainatın umumi hukukuna tecavüz etti, cinayet etti, affedilmedi. "râh-ı adem verilmez"(Muhakemat, s: 41) Yani yokluğa yol verilmez. Çünkü kainatta vücut(varlık) hakimdir.

*"Evet binler sene şerrin galebesi yalnız bu dünyada en ekall bin sene mağlubiyet-i mutlaka ile netice verecektir."(Muhakemat, s:41) O ki, Türkiye'de en az yüz senedir şer galiptir, ümitsiz olmanın hiç manası yok, en az yüz sene hayır galip olacak, ondan sonra kıyamet kopacak, tabii bunun için gayret göstermemiz gerek.

* "Asya'nın hâkim-i evvel ve âhiri olan İslâmiyetin" (Muhakemat, s: 42) Ne kadar güzel bir ifade. 

*"Asya'nın hâkim-i evvel ve âhiri olan İslâmiyetin galebesi için dört-beş mukavemet-sûz kuvvetler ittifak ve ittihad etmektedirler."(Muhakemat, s: 42) Mukavemetsuz demek, önünde durulması imkansız olan demek. Bunlardan birincisi; "Maarif ve medeniyet ile mücehhez olan İslâmiyetin kuvvet-i hakikiyesidir." (Muhakemat, s: 42) Not: Şadi Eren bey bu kısmı şöyle izah etmiş; "İslam'ın bizzat kendisinde böyle bir kuvvet vardır. Bu "şu çekirdekten ağaç cıkacak demeye benzer. Çekirdek küçük bir odun parçası gibidir. Ama kendisinde koca bir ağaç olma kabiliyeti vardır. Özellikle uygun bir ortam olduğunda o çekirdekten bir ağaç beklemek çok daha kuvvetli olur. İşte şimdi bilgi çağında olmamnlık ız ve medeniyetin ilerlemesi, İslam ağacının insanlık âalemine dal budak salmasını daha da kolaylaştıracaktır. (Prof. Dr. Şadi Eren, Muhakemat Notları, s: 157)

Not: 2: Büyük Laorusse adlı ansiklopedi de"İslamisme"maddesini hazırlayan batılılar yirminci asırda İslam dininin namüsait şartlara rağmen esrarengiz yayılması hakkında şöyle yazmaktadırlar; "Bugün İslam öğretilerinin tehdit edici genişleme ve yayılmasına bakılınca, İslam'daki fikri genişleme-çökme insana hayret veriyor. İslam tarihinin–Hulefa-i Raşidin devri istisna edilirse-hiçbir devrinde istila ve muvaffakiyet, bu kadar süratli olmamıştır. Afrika kıtası yirminci asrın en büyük İslam merkezi olmaya yüz tutmaktadır."

Bu hususun cevabını merhum Babanzade Ahmed Naim bey şöyle vermektedir; "İslam'ın bugünkü siyasi-içtimai, iktisadi ve ilmi zaafıyla beraber, yine yayılma dairesini genişletmesi; dinin fıtrat dini, İlahi öğretilerin saf ve garaz şâibesinden pak olan kalblere nüfûz ettiği, Hıristiyanlığı yaymaya çalışan Mesih kullarının malum olan satvetleriyle, kudret ve kuvvetleriyle beraber, İslam'daki o munis sadeliğe rekabet etmekten aciz olduklarını isbat ediyor." 

*"İkincisi: Tekemmül-ü mebadi ve vesaitle mücehhez olan ihtiyac-ı şediddir."(Muhakemat, s: 42) Şimdi âlem-i İslam'ın bilime, medeniyete, ilerlemeye aşırı bir şekilde ihtiyac gösterdiği belli. Bu belli olduğu gibi, alt yapı da tamamlanmış. Yani, potansiyel hazır. Bir işlendi mi, Allah'ın izniyle mesele çok ilerleyecek.

Şöyle bir misal verelim; İngiltereye gidenler bilirler ki orada telekominikasyon çok perişan durumda. Niye? Çünkü 1950'lerin teknolojisi. Yani onu atıp, bizim kabul ettiğmiz teknolojiyi almaları onlara çok pahalıya mal olacak. Biz mesela metroyu yapsak en son model metroyu yapacağız. Ama mesela Amerika'da San Francisko'daki metroyu değiştirmek çok zor yani. Burası çok mühim bir nokta. Yani potansiyel var ama bir kısım müfsidler engel oluyorlar yani. Ama bir de önü açıldı mı, potansiyel ve alt yapı itibarıyla önü tam açılmış durumda yani.

Not: Prof. Dr. Ersin Gürdoğan beyefendi şöyle yazmakta; "Müslümanlar nasıl bir potansiyel enerjiyle yüklü olduklarının farkında değiller. Bir küçük kıvılcım bu enerjiyi açığa çıkarabilir"( Prof. Dr. Ersin Gürdoğan, Hicaz'dan Endülüse, s: 22, İz Yayıncılık, İst. 1993, 2. Baskı)

*Üçüncüsü: Asya'yı gayet sefalette, başka yerleri nihayet refahette görmekten neş'et eden tenebbüh-ü tâm ve teyakkuz-u kâmil ile mücehhez olan gıbta ve rekabet ve kin-i muzmerdir.(Muhakemat , s:42) Şimdi Asya ve âlem-i İslam perişan. Avrupaya gidiyorsun müthiş bir refah. Bundan tam bir uyanma doğuyor. Yine bu durumun doğurduğu bir gıbta damarı ve gizli kin var; "onlar olmuş biz niye olmayalım" şeklinde..

*Ben hep diyorum; Bediüzzaman hazretleri Uhuvvet ve İhlas Risalesini yazmış. Yahu bunu ahirette mi tatbik edeceğiz? Allah'a şükür, bütün ehl-i imanın sohbetlerine katılmaya gayret ediyorum ben. Bazıları "ya hocam, mesaiyi dağıtmamalı" filan diyorlar. Yahu ne demek mübarek? Biz ahirette mi tatbik edeceğiz bu Uhuvvet Risalesini? Ahirette zaten ihtilaf yok ki? Mühim olan, okuyup, dünyada uygulamak.

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-192

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-192

Ders: 17. Lem’a, 13. Nota İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Cenab-ı Hak bizi kul olarak yar

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-191

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-191

Ders: Şualar(13. Şua,) s: 307 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: “Bugün, bü

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-190

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-190

Ders: 14. Lem'anın İkinci Makamı İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar *“Besmelenin rahmet noktas

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-189

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-189

Ders: Onsekizinci Söz, Birinci Nokta İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Nefis hakikat noktasında g

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-188

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-188

Ders: 17. Söz İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi İzah edilen kısım: “Hâlık-ı Rahîm ve

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-187

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-187

Ders: Barla Lahikası(s: 249) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: Aziz kardeşleri

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-186

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-186

Ders: 21, Lem’a, Dördüncü Düsturunuz, İkinci Sebeb İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-185

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-185

Ders: Şualar(s. 329) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: Ehl-i keşf-el kuburun m

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-184

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-184

Ders: 17. Lem’a, Yedinci Nota İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Allah rahmet eylesin Turgut

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-183

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-183

Ders: 17.Lem’a, 6. Nokta İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *“İnsan, bazı firenkler ve f

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-182

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-182

Ders: Kastamonu Lahikası(s. 195) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: Ehl-i velaye

Nâhl Suresi;128

Şüphesiz ki, Allah, takvaya sarılanlarla, iyilik yapan ve iyi kullukta bulunanlarla beraberdir.

GÜNÜN HADİSİ

"Sizin en hayırlınız Kur'an'ı Kerim'i öğrenen ve öğretendir."

"Sizin en hayırlınız Kur'an'ı Kerim'i öğrenen ve öğretendir."

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI