Cevaplar.Org

LAİKLİĞİ İHLAL EDİŞİM(!)

Yavuz Bülent Bakiler beyefendi anlatıyor: “Ben bir zaman Şile’de konuştum. Orada dedim ki; “Bir zaman, benden önceki nesil çok Arapça ve Farsça kelimelerle konuştular. Mesela ben Fakültenin birinci sınıfında okurken bizim bir anayasa profesörümüz vardı, Bülent Nuri Esen.. Bize bir takım kaideleri Osmanlıca olarak yazdırıyor ve ezberletiyordu, bende onları ayağımı yere vura vura ezberliyordum; “Tarik-i âmm üzerinde nâsın müsellah olarak tecemmuu memnudur. Kezalik nâsın tarik-i âmm üzerinde gayr-i müsellah olarak tecemmuu memnudur.”


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2018-11-28 18:31:35

Yavuz Bülent Bakiler beyefendi anlatıyor: "Ben bir zaman Şile'de konuştum. Orada dedim ki; "Bir zaman, benden önceki nesil çok Arapça ve Farsça kelimelerle konuştular. Mesela ben Fakültenin birinci sınıfında okurken bizim bir anayasa profesörümüz vardı, Bülent Nuri Esen.. Bize bir takım kaideleri Osmanlıca olarak yazdırıyor ve ezberletiyordu, bende onları ayağımı yere vura vura ezberliyordum; "Tarik-i âmm üzerinde nâsın müsellah olarak tecemmuu memnudur. Kezalik nâsın tarik-i âmm üzerinde gayr-i müsellah olarak tecemmuu memnudur."

Ve yine şöyle tarifleri ezberlemek durumundaydık; "Mütevasiyen mudalla bir müsellesin re'sinden kaidesine indirilen hatt-ı müstakim, kaideyi iki müsavi parçaya taksim eyler."

Ben böyle söyler söylemez, ön sırada oturan ve deprem profesörü olarak bilinen zat-ı muhterem(Ahmet Ercan) birden bire ayağa fırladı, "sen orada bir takım ayetler okuyarak laikliği ihlal edemezsin. Atatürk ilke ve inkilaplarını çiğneyemezsin. Seni protesto ediyorum" dedi.

Dehşet içerisinde kaldım. Baktım adam şaka filan yapmıyor. Boyun damarları parmak parmak kabardı. Ve karısı koluna girerek zorla dışarı çıkardı.

Toplantıdaki kimselere dedim ki; "Görüyorsunuz, hal-i pürmelalimizi. Birincisi hukukla ilgili bir kaide; "Umumi yollar üzerinde halkın silahlı olarak toplanması yasaktır. Aynı şekilde halkın umumi yollar üzerinde silahsız olarak toplanması da yasaktır" demek varken, "Tarik-i âmm üzerinde nâsın müsellah olarak tecemmuu memnudur. Kezalik nâsın tarik-i âmm üzerinde gayr-i müsellah olarak tecemmuu memnudur" deniliyor. Ne lüzum var böyle söylemeye?

Ötekisi de bir geometri ifadesi; "bir eşkenar üçgenin tepesinden tabanına indirilen nir çizgi tabanı iki eşit parçaya böler."

Biliyor musunuz, deprem profesörü dışarı çıkmış, gitmiş, bir partinin ilçe başkanını görmüş, onu yanına almış, garnizon kumandanına gitmişler. Demişler ki; "siz burada böyle oturuyorsunuz, Yavuz Bülent Bakiler orada ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler okuyarak laikliği ihlal ediyor." Beraber savcıya gitmişler, demişler ki; "siz burada böyle oturuyorsunuz, Yavuz Bülent Bakiler laikliği ihlal ediyor."

Bir hukuk kaidesi ile bir geometri kaidesini ifade ediyorum ve bunları tenkit ediyorum, bu şekilde ifade etmek yanlıştır diye..Ama deprem profesörü olan zat beni laikliği ihlal etmekle, Atatürk ilkelerini çiğnemekle suçluyor.

 Sonra savcılığa şikayet ettiler. Gittim, savcı dedi ki; "ben sizin konuşmanızı dikkale dinledim.(banda alınmıştı) Katiyyen ayet okunmak yok, hadis okumak yok. Burada bir takım kimseleri dinledim. Hiçbirisi sizin laikliği ihlal eder mahiyete konuştuğunuzu söylemediler" dedi ve takipsizlik kararı verdi..(TV Net, Net Bakış Programı)

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

LAİKLİĞİ İHLAL EDİŞİM(!)

LAİKLİĞİ İHLAL EDİŞİM(!)

Yavuz Bülent Bakiler beyefendi anlatıyor: “Ben bir zaman Şile’de konuştum. Orada dedim ki;

ARSLAN VE KAPLAN

ARSLAN VE KAPLAN

Yırtıcılığın mertebe zincirinde öncelik ve iktidarı işgal eden arslan ve yanı başında bu

MESLEKLERE UYGUN YEMEKLER

MESLEKLERE UYGUN YEMEKLER

Meşrutiyet devrinde çıkan dergilerden Ay Dede Mizah mecmuasında “Mesleğe Nazaran(Göre) Y

HAYVANLARIN HAL DİLLERİ

HAYVANLARIN HAL DİLLERİ

Köpek: Ölünceye kadar sadakatten ayrılmayacağım. Kedi: Sev beni, seveyim seni.

Yeryüzüne iyi-yararlı kullarım vâris olacaktır.

Enbiya, 105

GÜNÜN HADİSİ

Emin ve doğruluktan ayrılmayan ticaret ehli (ayette sırat-ı müstakim ashabı olarak zikredilen) peygamberler, sıddikler, şehidler ve salihlerle beraberdir.

Tirmizi, Büyu 4, (1209); İbnu Mace, Ticarat 1, (2139)

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI