Cevaplar.Org

KUR'AN'IN TEFSİRE OLAN İHTİYACI, SÜNNETİN TEFSİRDEKİ YERİ-2

2. Açık Olmayan Ayetlerin Varlığı Kur'an-ı Kerim, bizzat kendisi, âyetlerini "muhkem" ve "müteşabih" diye iki kısma ayırmıştır: Bunlardan "Muhkem âyetler", mânaları açık olan; "müteşâbih" olanlar ise, mânalarının anlaşılması, derin ilmî araştırmaya ihtiyaç duyan; değişik mânâlar ifade edebilen, geniş kapsamlı âyetlerdir.


Niyazi Beki(Prof. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2019-06-08 12:16:00

2. Açık Olmayan Ayetlerin Varlığı

Kur'an-ı Kerim, bizzat kendisi, âyetlerini "muhkem" ve "müteşabih" diye iki kısma ayırmıştır: Bunlardan "Muhkem âyetler", mânaları açık olan; "müteşâbih" olanlar ise, mânalarının anlaşılması, derin ilmî araştırmaya ihtiyaç duyan; değişik mânâlar ifade edebilen, geniş kapsamlı âyetlerdir.

Bu konudaki Kur'an'ın ifadesi şöyledir:

هُوَ الَّذِيَ أَنزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ آيَاتٌ مُّحْكَمَاتٌ هُنَّ أُمُّ الْكِتَابِ وَأُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌ فَأَمَّا الَّذِينَ في قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَاء الْفِتْنَةِ وَابْتِغَاء تَأْوِيلِهِ وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلاَّ اللّهُ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ آمَنَّا بِهِ كُلٌّ مِّنْ عِندِ رَبِّنَا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلاَّ أُوْلُواْ الألْبَابِ

 "Sana kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar kitabın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki mütşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde derinleşenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlar."(1)

3. Beşerî Aklın Acizliği

Değil müteşabih âyetler, muhkem âyetlerden bile dinin bütün hükümlerini çıkarmak, Allah tarafından desteklenmeyen hiç bir beşerî akıl için sözkonusu değildir. Kur'an'da yer alan kâinatın yaratılış öyküsü ve yürürlükte olan kanunları, insanla ilgili sosyal, psikolojik, etik ve medenî kişiliği ile ilgili hususların sağlam anlaşılmasının ilmî birikimlere ihtiyaç duymadığını söylemek için, aklî fonksiyonların işlemesini durdurmak gerekir.

Aynı şekilde açık /muhkem âyetler olarak ifade edilen yerlerde yerini alan namaz, oruç, zekât, hac ve benzeri daha pek çok ibadetin detaylarını doğrudan Kur'an'dan öğrenme imkânına sahip olmadığımız, en açık gerçeklerden biridir. Bilimsel ve felsefî anlamda olduğu kadar, (mezheplerde olduğu gibi) dinî anlayış bakımından da farklı görüşlerle milyonlarca tefsirin yazılması, dediklerimizin reddedilmez kanıtıdır.

4. Kur'an'ın Evrenselliği

Kur'an bütün asırlara, bütün insanlara hitabeder. Her seviyedeki insan, kendi kabiliyeti nisbetinde Kur'an'dan hissesini alabilir. Bu hüviyetiyle Kur'an, zaman ve mekân üstü bir özelliğe sahiptir. Arapça olarak, en güçlü ve edebi bir lehçe olan Kureyş lehçesi ile inen Kur'an'ın üzerinde herhangi bir kabilenin veya herhangi özel bir çevrenin izlerini taşımaması, aksine evrensel bir boyut göstermesi, onun semavî kimliğinin önemli bir belgesidir. Kur'an'ın muhatabı bir bölge, bir kabile, bir çevre değil, bütün zamanlar, bütün mekanlar ve tüm insanlıktır. Kur'an'da ilk âyetin "Alemlerin Rabbine hamdolsun" şeklinde başlaması, onun ne kadar geniş bir perspektiften baktığını göstermektedir. "

تَبَارَكَ الَّذِي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلَى عَبْدِهِ لِيَكُونَ لِلْعَالَمِينَ نَذِيراً

"Alemlere uyarıcı olsun diye kuluna Furkân'ı indiren Allah'ın şânı yücedir."(2)

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا كَافَّةً لِّلنَّاسِ بَشِيراً وَنَذِيراً وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

"Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler(3) şeklindeki âyetler, Kur'an'ın başkaları için bir değer ifade etmeyen hiç bir mevziî işe bulaşmadığını, aksine kâinatı kuşatan bir ilmî bakış açısına sahip olduğunu göstermektedir. Kur'an'ın iman esasları için ortaya koyduğu deliller, birer evrensel boyut taşıdığı gibi, insanlık için koyduğu pedagojik, ekonomik ve sosyolojik prensiplerin hepsi de dar bir çevrenin izlerinden uzak, evrensel boyutlu birer sosyal reçete hükmündedir.(4)

5. Kur'an'ın kapsamı

Kur'an, bitmez ve tükenmez bir hazinedir. Zaman ve mekân üstü evrensel bir ilâhî mesajdır. Her asır, onun naslarını ve muhkemâtını olduğu gibi kabul ile beraber, ikinci derecede yer alan diğer ilmî hakikatlerinden de hissesini alır. Ancak, başkalarının gizli kalmış hisselerine ilişmez. Diğer bir ifadeyle, "zaman ihtiyarladıkça Kur'an gençleşiyor." Ortaya koyduğu gerçekler daha da netleşerek gözler önüne seriliyor.

Bilindiği gibi, her devirde yazılan ilmî eserlerin, muhatapları tarafından yeterince anlaşılabilmesi için onları kavrayan kimseler tarafından açıklanması gerekir. Allah'ın, evrensel bir kitap olarak gönderdiği Kur'an'ın, böyle bir izaha ihtiyacı ise ortadadır. İndiği günden beri hitap ettiği her devirde bu ihtiyaç yapılan tefsirlerle karşılanmıştır. Alimler, kendi bilgileri çerçevesinde ve içinde bulundukları çağın gereklerini de gözönünde bulundurarak Kur'an'ı tefsir etmişlerdir. Her müfessir Kur'an'ı tefsir ederken uzman olduğu ilim alanını ön plana çıkaracak şekilde bir metot takip etmiştir. Bunun tabii bir neticesi olarak da tefsir ilminde farklı anlayış ve meslekler ortaya çıkmıştır. Örneğin, Râzi'nin tefsirinde Kelâm, Beydâvî'de belağat, Kurtubî'de Ahkâmla ilgili hususların ön plana çıktığı görülmektedir.

Kur'an'ın lafızları, sadece bir mânâyı değil, pekçok mânâları ifade etmektedir. Bütün zaman ve mekânlarda bulunan bütün insanlara hitap eden Kur'an, insanların tüm kesimlerine ayrı ayrı mânâları ifade edecek bir üslûpta gelmiştir. Bu sebeple, Kur'an'ın mânâsı küllîdir. Herbir müfessir, o küllî mânâdan kendisine uygun bir tanesini alır ve izah eder. Bunu yaparken ya anlayışına, ya deliline, ya da meşrebine dayandırdığı bir mânâyı tercih eder. Demek ki, Kur'an'ın farklı şekillerde tefsir edilmesi yalnız câiz değil, aynı zamanda ilmî bir zarurettir.(5) 

6. Kur'an'ın İ'câzı

Bütün ilim ve edebiyat dünyasına 15 asır meydan okuyan ve okumaya da devam eden Kur'an'ın, muarızlarına karşı kullandığı silah, akla ve kalbe hitap eden i'câz zırhıdır. Bunun en önemli yönü ise, Arapça dilinin üzerine kurulduğu belağat örgüsüdür. Beyan, Bedî' ve maânî ilminden ibaret olan belağat ilminin inceliklerini bilmeyenlerin , aynı dil kaidelerine göre nâzil olan Kur'an'ın eşsiz nazmını anlamaları mümkün müdür? Allah'ın sonsuz ilminin bir yansıması olarak kendini gösteren Kur'an'ın, bütün inceliklerini; özellikle ilk mânaların dışında, ifadenin arka-planında yer alan ve "ikinci mânâ" olarak adlandırılan ifade inceliklerini kavramak için, kunu ile ilgili ilimler yanında, "ledünnî ilimler" denilen Allah'ın lütfettiği mevhibe ilimlere de ihtiyaç vardır.

-devam edecek-

1-Al-i İmrân, 3/7.

2-Furkan, 25/1.

3-Sebe, 34/28.

4-el-Butî, Min Ravâii'l-Kur'an, 216-222.

5-Nursi, Mektûbat, 304.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

KUR'AN'IN TEFSİRE OLAN İHTİYACI, SÜNNETİN TEFSİRDEKİ YERİ-3

KUR'AN'IN TEFSİRE OLAN İHTİYACI, SÜNNETİN TEFSİRDEKİ YERİ-3

7. Eşsiz üslûp Bir sözün güzelliği, mükemmelliği, yüksekliği ve derinliği dört unsura

KUR'AN'IN TEFSİRE OLAN İHTİYACI, SÜNNETİN TEFSİRDEKİ YERİ-2

KUR'AN'IN TEFSİRE OLAN İHTİYACI, SÜNNETİN TEFSİRDEKİ YERİ-2

2. Açık Olmayan Ayetlerin Varlığı Kur'an-ı Kerim, bizzat kendisi, âyetlerini "muhkem" ve "m

KUR'AN'IN TEFSİRE OLAN İHTİYACI, SÜNNETİN TEFSİRDEKİ YERİ-1

KUR'AN'IN TEFSİRE OLAN İHTİYACI, SÜNNETİN TEFSİRDEKİ YERİ-1

Yukarıdaki başlık, İki sorunun bileşkesidir: 1. Kur'an'ın tefsir edilmeye, açıklanmaya ihti

VAHİYDE LÂFIZ VE MANA İLİŞKİSİ-3

VAHİYDE LÂFIZ VE MANA İLİŞKİSİ-3

Kelâm" kavramı, “bir anlam ifade eden söz dizimi” demektir.(1) Ne Allah'ın kelâmı, ne de i

VAHİYDE LÂFIZ VE MANA İLİŞKİSİ-2

VAHİYDE LÂFIZ VE MANA İLİŞKİSİ-2

İkinci Görüşe Ait Delillerin Değerlendirmesi: a) İslâm âlimlerinin ezici çoğunluğuna gö

VAHİYDE LÂFIZ VE MANA İLİŞKİSİ-1

VAHİYDE LÂFIZ VE MANA İLİŞKİSİ-1

Burada “Kur'an, ‘Allah'ın kelâmı’ olarak ne ifade etmektedir? Vahyin metnini teşkil eden h

KUR’AN’I KUR’AN YAPAN UNSURLAR

KUR’AN’I KUR’AN YAPAN UNSURLAR

Kur'an'ın Kaynağı Kur’an’ın kaynağı ilahi vahiydir. Bunu şöyle ispat etmek mümkündür

KUR’AN’DAN BİR BELAGAT ÖRNEĞİ: “FASDE’ BİMA TÜ’MER”

KUR’AN’DAN BİR BELAGAT ÖRNEĞİ: “FASDE’ BİMA TÜ’MER”

Kendi belagatine secde ettiren ayet: Bu çalışmada, kadimden beri îcazlı belagatiyle i’cazlı

DERT KUR’AN’I ANLAMAK OLMALI, MİLLETİN İMANINI SARSMAK OLMAMALI (III)

DERT KUR’AN’I ANLAMAK OLMALI, MİLLETİN İMANINI SARSMAK OLMAMALI (III)

Kur’an’ın hakemliği ve ilahiyatçılar olarak vazifemiz Tarihselci zihniyetin anlamadığı v

DERT KUR’AN’I ANLAMAK OLMALI, MİLLETİN İMANINI SARSMAK OLMAMALI-2

DERT KUR’AN’I ANLAMAK OLMALI, MİLLETİN İMANINI SARSMAK OLMAMALI-2

Tarihselcinin bir anlam veremediği iki ayet: Tevbe 29, Enfal 39 Tevbe suresinin 29. Ayeti şu:

DERT KUR’AN’I ANLAMAK OLMALI, MİLLETİN İMANINI SARSMAK OLMAMALI

DERT KUR’AN’I ANLAMAK OLMALI, MİLLETİN İMANINI SARSMAK OLMAMALI

Biliyorsunuz değerli kardeşlerim 14 asrın bütün Müslümanları inanır ve kabul ederler ki Kur

Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl!

Furkan, 74

GÜNÜN HADİSİ

İşçinin alın teri kurumadan hakkını veriniz.

İbn-i Mace

TARİHTE BU HAFTA

*H.z. Osman (r.a.)'ın Şehadeti(17 Haziran 656) *I.Kosova Zaferi ve I.Murad'ın Şehadeti(19 Haziran 1389) *II.Murad'ın İstanbul Kuşatması(20 Haziran 1422) *Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.lerinin Vefatı(22 Haziran 1780) *Hz.Ali'nin Halife Seçilmesi(23 Hazir

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI