Cevaplar.Org

DEPREMLERİ NASIL OKUMALIYIZ?

Sakarya Üniversitesi, 17 Ağustos 1999 depreminin 10. Yılı münasebetiyle bir panel düzenlemişti. 13 Ağustos 2009 tarihinde gerçekleştirilen bu panelde panelistlerden biri de bendim. Orada yapmış olduğum konuşmamın bir özetini faydalı olacağı kanaatiyle siz muhterem okurlarımıza takdim ediyorum:


Vehbi Karakaş

vehbikarakas@hotmail.com

2019-08-18 09:46:26

17 AĞUSTOS 1999 MARMARA DEPREMİNİN 20. YILI MÜNASEBETİYLE

Sakarya Üniversitesi, 17 Ağustos 1999 depreminin 10. Yılı münasebetiyle bir panel düzenlemişti. 13 Ağustos 2009 tarihinde gerçekleştirilen bu panelde panelistlerden biri de bendim. Orada yapmış olduğum konuşmamın bir özetini faydalı olacağı kanaatiyle siz muhterem okurlarımıza takdim ediyorum:

Sayın başkan, değerli panelistler, muhterem hanımefendi ve bey efendiler, Bir bahçede türlü türlü çiçek bulunur. Her çiçekten kendi fonksiyonunu icra etmesi beklenir. "Sen niye benim rengimde değilsin, sen neden benim gibi kokmuyorsun, diye bir çiçek bir çiçeği kınamaz. Bu bahçede, bu kadar çiçeğin içinde bendeniz de farklı tonda, farklı renkte ve farklı kokuda bir çiçeğim. Bendenizi dinlerken farklı, renklı, tefekkürlü ve keyifli dakikalar geçireceğinize inanıyorum.

1999'un Ekim ayında yayınlanan "Depremin Hatırlattıkları ve Hasretin Söylettikleri" isimli kitabımda çok şeyler söyledim. Bilimsel ve dinsel analizler yaptım. Bu yazımda detaya girmeden o yorumlardan faydalı olacağını umduğum bir özet vermeye, yeni bazı düşüncelerimi, tesbit ve tekliflerimi arz etmeye çalışacağım:

Önce tespitlerimiz:

1-17 Ağustos 1999'un Pazartesini Salıya bağlayan gecesinde bir deprem oldu. Saat, 03-02'de 7.4 şiddetinde meydana gelen, bu deprem, hepimizi tatlı uykumuzdan uyandırdı, bizi sevgili yataklarımızdan ve evlerimizden dışarı attı. Günlerce evlerimize, evlerimizdeki sıcak yataklarımıza giremez olduk. Sokaklarda yatıp kalkmaya ve mini minnacık bir kulübede yaşamaya razı olmuştuk. Çünkü o günler, evlerimiz birer mezar gibi görünüyordu. Hatta o gece birçok ev, sahibinin katili olmuştu.

Aslında bizi, 03-02'de, uyandıran depremin gayesi, tatlı uykumuzdan uyandırmak değildi; onun gayesi, bizi, çoook kalınlaşmış olan gaflet uykumuzdan uyandırmaktı. Bizi evlerimizden ve yataklarımızdan koparan, sokaklarda yatırıp kaldıran deprem, aslında bizi, bencillikten, heva ve hevesten, menfaatperestlikten, küfürden, küfrandan, israf ve ifsattan koparmak istiyordu. Sokaklarda ve insan yaşamaz barınaklarda yatırıp kaldırmakla da sokakta yatıp kalkanları, sahipsizleri, işsizleri, sıcak bir çorbaya ve sıcak bir yuvaya muhtaç olanları düşündürmek istemişti.

2-Deprem bir harekettir. Her hareket bir kuvvetten doğar. İçinde yaşadığımız şu evrende hiçbir hareket tesadüfen olmamakta ve başıboş değildir. Rüzgârın hareketini, bulutların hareketini ve yağmurun hareketini rastgele ve başıboş zannedebilir misiniz? Yağmur damlaları başıboş olsaydı bu kadar düzenli bir şekilde yere iner miydi? Trafikte hareket halinde olan arabaları bir an bile olsa sahipsiz ve kaptansız düşünemediğimiz gibi; evrendeki hareketi ve hareketleri sahipsiz ve kaptansız düşünemeyiz. Aksi halde her şey felç ve her şey anarşiye teslim olur. Şu halde evrende var olan her hareketin arkasında bir kuvvet, bir kast, bir şuur, bir irade ve bir fail vardır. O fail, fail-i muhtar olan (istediğini yapan) Allah'dır.

Kitab-ı Kerimimiz olan Kur'an, ağacın başından düşen bir yaprağın dahi Allah'ın izniyle düştüğünü haber vermektedir.[1] Allah'ın izni, iradesi olmadan bir yaprak dahi düşemediğine göre, deprem gibi büyük bir hareketin onun izni, haberi ve iradesi olmadan gerçekleşmesi mümkün olabilir mi?

3-İçinde yaşadığımız kürenin İki türlü hareketi vardır:

a-Saniyede 30 km hızla gittiği halde hızıyla ve gürültüsüyle kimseyi rahatsız etmeyen normal ve intizamlı hareketi.

b-Sesi ve gürültüsüyle ödleri koparan, yürekleri hoplatan anormal ve intizamsız görünen depremdeki hareketi.

İntizamsız ve düzensiz görünen ikinci hareketin en büyük hikmeti birinci hareketteki intizamı, düzeni, nimeti, rahmeti ve hikmeti anlamayanlara anlatmak, görmeyenlere göstermek ve Allah'ın evrendeki muhteşem ve kusursuz düzenine dikkat çekmektir. Yani Yüce Allah intizamsız görünen depremle, kâinattaki mükemmel düzenine dikkat çekmiştir. Hastalığı vermekle sağlığın önemine, geceyi yaratmakla gündüzün önemine, karanlığı yaratmakla ışığın önemine dikkat çekmesi gibi.

4-Her nedense milyarlarca insanın organlarının tam ve mükemmel yaratılmasındaki intizam ve ihtişam kimsenin dikkat ve takdirini çekmez de bir insanın tek elinde altı parmağının olması hayret ve dikkat uyandırır.

Depremle ilgili verdiğim seminerlerin birinde dinleyicilerden biri sordu:

-Pekiyi deprem Allah'ın işi ise, Allah neden bu tahribata ve bu zulme izin veriyor? Şöyle cevap verdim:

-Depremin zulüm olduğunu kim söyledi ve kim öğretti size? Yumurtanın kırılıp içinden civcivin çıkması veya yumurtanın kırılıp omlet olması, insanın midesine girip insana dönüşmesi yumurtaya haksızlık mı, yoksa rahmet midir? Depremde de bir kırılma var. Depremde çok canlar gitti, ama o canlardan nice canlar çıkacak biliyor musunuz? Toprağa düşen bir buğdayı, başağa ve yüz buğdaya dönüştüren Allah, depremde toprağa düşen masum ve mümin canları da ebedileştirecek, cennette ebedî bir mutluluğa kavuşturacaktır. Şeyh Sa'di Şirazi der ki: "Toprağın gül bitirmesine şaşmayın. Düşünün, oraya nice gül endamlılar girmiştir." Toprağa düşen gülün tohumunu zayi etmeyen Allah, toprağa düşen gül gibi insanları zayi eder mi?

5-Öyleyse depremden korkmamak lazım, imansız, ibadetsiz, duasız yaşamaktan ve bu şekilde ölüme yakalanmaktan korkmak lazım.

6-Bilimsel makalelerin birinde bir cümle okumuştum. Cümle aynen şöyleydi: "Depremler olmasaydı, dünyada hiçbir canlı yaşayamazdı." Depremin zulüm görünen bir yönü varsa, o insanlara aittir. Hâşâ! Allah zulümden münezzehtir. O merhametlilerin en merhametlisidir. Her kimde merhamet varsa, o merhameti de o kimseye veren O'dur.

Tekliflerimiz:

1-Depremin ne zaman, nerde, nasıl olacağını bilim henüz tesbit etmiş değildir.[2] Denemeler sahibi Montaigne'in güzel bir tesbiti var. Der ki: "Ölümün bizi nerde yakalayacağı belli değil. En iyisi biz onu her yerde bekleyelim." Ben de deprem için aynı şeyi söylüyorum: Depremin bizi nerde, nasıl, ne zaman yakalayacağı belli değil. En iyisi biz ona her yerde hazır olalım ve biz ona sü-i istimallerimizle, israflarımızla, ifsatlarımızla, zulümlerimizle, müstehcen ve sapık ilişkilerle davetiye çıkarmayalım.

2-Biz depremden değil, depreme maddî ve ma'nevî hazırlıksız yakalanmaktan korkmalıyız. Hem sağlam iş yapmalıyız hem de ibadetsiz ve duasız yaşamamalıyız. Binalar inşa ederken hilekârlıktan, çürük iş yapmaktan, çürük malzeme kullanmaktan, çürük yere bina dikmekten ve gayr-i ahlakî bir hayat sürmekten uzak durmalıyız.

3-Yüce Yaratıcı, dürüst[3] ve çalışkan olmamızı,[4] sağlam iş yapmamızı, sağlam zemine sağlam binalar kurmamızı ve sağlam malzeme kullanmamızı,[5] bunları yaptıktan sonra kendisine tevekkül etmemizi istiyor.[6]

4-Depremin görevi, sadece terbiyeye yönelik değildir. Onun daha pek çok hikmetleri vardır. Allah'ın sonsuz kudret ve azametini hissettirmenin yanında yer kabuğundaki enerjiyi boşaltır, böylece dünyamızın, fezaya fırlayıp bütün bütün yok olmaktan kurtulmasına, madenlerin ve sıcak su kaynaklarının ortaya çıkmasına ve kaplıcaların keşfine sebep olur. Deprem sayesinde yanar dağların kontrolü sağlanır, daha büyük patlamaların önüne geçilmiş olur.

Bu izahlardan da anlaşılıyor ki bize hoş gelmeyen ve kötü görünen şeylerin içinde hayırlar ve hikmetler saklı olabilir. Onun için deprem gibi felaketlere maruz kalan ve canı yanan kimseler kadere küsmemelidirler. Arifler:

"Mevlam çekirdekde orman saklamış

Tahıl tanesinde harman saklamış,

Sabır eyle, dua eyle, şükr eyle

Yılanın zehrinde derman saklamış"

diyerek yılanın zehrinde dermanı, musibetin içinde rahmeti bulmuşlar.

Allah'ın asla yanlış yapmayacağı kanaatiyle de:

"Gelse celalinden cefa / Yahut cemalinden vefa

İkisi de cana safa / Kahrında hoş, lutfun da hoş" demişler, Allah'ın kahrını da, lütfunu da, hoş görmüşlerdir.

5-İnsanımızın maddi yardıma ihtiyacı olduğu kadar, bu imana, bu güzel bakışa, bu hoş anlayışa da ihtiyaçları vardır. Çünkü güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.

Öyleyse insanımıza, iyi ve sağlam iş yapma bilinci kazandırmanın yanında bu imanı, bu teslimiyeti ve bu güveni de kazandırmamız lazım. Musibete düşmüşe maddî yardım ne kadar önemliyse, bu anlamda manevî yardım da o kadar, belki ondan da önemlidir.

Allah, milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın. Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin. Deprem şehitlerine, ve tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ediyoruz.

Dipnotlar

[1] En'am, 6 / 59

[2] Bilim ve Teknik Dergisi, Eylül 1999, s.7; Karakaş, Vehbi, Depremin Hatırlattıklar Hasretin Söylettikleri, s.28 Mega Basım, İstanbul-1999

[3] Bkz, Ahzab, 59 / 70

[4] Bkz. Necm, 53 / 39

[5] Bkz, Neml, 27 / 88

[6] Bkz. Al-I İmran, 3 / 159

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-6

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-6

Cezayir *Cezayir’de Arap Baharı yaşanmadı peki ya sonuç? 77 yaşında tekerlekli sandalyeye m

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-5

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-5

Bâtınilik • Bâtınilik mugalâta ve kandırmaca üzerine kuruludur. Kısaca insanlardan akıll

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-4

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-4

Ayasofya *Ayasofya’nın açılması, ezanın aslı suretine çevrilmesinden sonra ikinci adım ol

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-3

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-3

Akademisyenler Son sıralarda dava adamlarından ziyade bilim adamları ün saldı ve makbul oldu

DEPREMLERİ NASIL OKUMALIYIZ?

DEPREMLERİ NASIL OKUMALIYIZ?

Sakarya Üniversitesi, 17 Ağustos 1999 depreminin 10. Yılı münasebetiyle bir panel düzenlemişt

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-2

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-2

Abbasiler • Abbasiler döneminde de aynısını kripto Maniheistler yapmıştır. Edebiyatı ve

BAYRAM ÖNCESİ YAPMAMIZ GEREKENLERE HAZIR MIYIZ?

BAYRAM ÖNCESİ YAPMAMIZ GEREKENLERE HAZIR MIYIZ?

1-Arefe günü sabah namazının farzından sonra başlayacak olan ve kurban bayramının dördünc

KURBANLA İLGİLİ SORULAR VE CEVAPLARI

KURBANLA İLGİLİ SORULAR VE CEVAPLARI

Aşağıdaki makalede şu soruların cevaplarını bulacaksınız: Kurban Nedir Hangi Günlerde Ku

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-1

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-1

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Araştırmacı yazar Mustafa Özcan beyin gazete yazılarından bir kon

VEFAT EDENLER İÇİN HİÇ “HAYATINI KAYBETTİ” DENİLİR Mİ?

VEFAT EDENLER İÇİN HİÇ “HAYATINI KAYBETTİ” DENİLİR Mİ?

Muhterem Mehmet Şevket Eygi merhumun vefat haberini veren dostlardan bazıları haberlerinde yine

YÖNETİCİLİĞİN AĞIR VEBALİ, HZ. EBUBEKİR’İN MUHTEŞEM HUTBESİ

YÖNETİCİLİĞİN AĞIR VEBALİ, HZ. EBUBEKİR’İN MUHTEŞEM HUTBESİ

Hep taze olup hiç eskimeyecek olan Kur’an’ın muhteşem ayetlerinden biri de şudur:

"Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla, şüphesiz ki sen her şeye kadirsin."

Tahrim, 8

GÜNÜN HADİSİ

Gece içinde öyle bir saat vardır ki, müslüman olan herhangi bir kimse, dünya ve ahiret hususlarında Allah'dan bir hayır isterken duasını ona denk düşürürse, Allah; muhakkak istediğini kendisine verir.

Müslim, Ravi[Cabir (r.a.)]

TARİHTE BU HAFTA

*Uyvar Kalesi Fethedildi.(24 Eylül 1663) *Niğbolu Savaşaı Kazanıldı.(25 Eylül 1396) *Birinci Viyana Kuşatması(27 Eylül 1529) *Preveze Deniz Zaferi(28 Eylül 1538) *Demokrat Parti Kapatıldı(29 Eylül 1960)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI