Cevaplar.Org

MUHAKEMAT NOTLARI-2

Ders: Muhakemat-2. ders İzah: Prof. Dr. Ahmed Akgündüz *Bir kitabın başında müelliflerin kitabın muhtevasına kısa işaretlerle değinmelerine ‘berâat-ül istihlâl” denilir. Bediüzzaman da Muhakemat’ın başında bunu yapmış.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2019-10-09 08:46:32

Ders: Muhakemat-2. ders

İzah: Prof. Dr. Ahmed Akgündüz

*Bir kitabın başında müelliflerin kitabın muhtevasına kısa işaretlerle değinmelerine 'berâat-ül istihlâl" denilir. Bediüzzaman da Muhakemat'ın başında bunu yapmış.

Not: Prof. Dr. Şadi Eren Bey, "Muhakemat Notları"(s.7) adlı eserinde diyor ki; "Mesela hitabetle alakalı bir eserin baş kısmında "Her türlü hamd u sena, insana nutuk kabiliyetini ihsan eden Allah'a mahsustur. Her türlü salât u selâm, insanlığın en güzel konuşanı Hazret-i Muhammed'e olsun" denildiğinde biz bu eserin hitabetle ilgili olduğunu daha ilk cümlesinden anlarız. İşte Muhakemat'ın bu ilk kısmında, bu sanat kullanılıp kitabın muhtevasına ana hatlarıyla işaret edilmiştir."

* "Cümle tahiyyat" (Muhakemat, s:7) Tahiyyat hamd ile aynı manaya gelir. Tahiyyat'ı Bediüzzaman "El Hüccetüz Zehra'da" ve çok eserlerinde her hayat sahibinin Cenab-ı Hakka sunacağı ibadet hediyesi olarak tarif ediyor.

Not: Akgündüz hoca El Hüccetüz Zehra'da diyor, ama ben orada bulamadım. Herhalde 24. Sözdeki şu ifadeler olsa gerek; "Kâinat sarayında hizmet eden hayvanat, kemal-i itaatle evamir-i tekviniyeye imtisal edip, fıtratlarındaki gayeleri güzel bir vecihle ve Cenab-ı Hakk'ın namıyla izhar ederek hayatlarının vazifelerini bedî' bir tarz ile Cenab-ı Hakk'ın kuvvetiyle işlemekle ettikleri tesbihat ve ibâdât, onların hedâya ve tahiyyatlarıdır ki; Fâtır-ı Zülcelâl ve Vâhib-i Hayat dergâhına takdim ediyorlar.(Sözler, s 385)

 Bu vesileyle Üstadın diğer bazı ifadelerini de nakletmek istedim;

"sonra teşehhüd edip, oturup bütün mahlukatın tahiyyat-ı mübarekelerini ve salavat-ı tayyibelerini kendi hesabına o Cemil-i Lemyezel ve Celil-i Lâyezal'e hediye edip.."(Sözler, s. 4 )

"Zevilhayat olanların tezahürat-ı hayatiye denilen, Hâlıklarına tahiyyatları"(Sözler, s. 128)

*Beyan ilminde önemli bir kaide var; siz Arapça bilen insanlarsınız, bir isim cümlesinin kaç tane temeli vardır? İki tane; Mübteda, haber. Fiil cümlesinde ise üç temel öge vardır; fiil, fail, mef'ul..

Mesela; desem ki;

"Zeyd çiçeği kopardı."

Burada üç öge var; Kopardı(Fiil), Zeyd(fail) çiçeği(mef'ul)

Ama desem ki;

"Dikkat et Yunus Emre, dağları tepeleri aşarak iki metre boyunda olması muhtemel, kafası dağlara kadar yükselmiş, gururlu bir adam bir yarış atı gibi koşarak geliyor." Şimdi bu cümlede fiil de, fail de, mef'ul de var. Ama fiile, faile, mef'ule bağlı şeyler var. Biz bu bağlı olan haldir, temyizdir, ilave sıla cümleleridir, hal cümleleridir, biz bunlara ilm-i Meani'de "Müstetbaat'ül Kelam" diyoruz. Sözün aslına tabii olan şeyler.

Peki, Müstetbaat'ül Kelamdan maksat nedir? Mesela burada Bediüzzaman hazretleri demiyor ki "Cümle tahiyyat Allah'a aittir." Öyle deseydi müsned, müsnedün ileyh.. Hayır, açtı; 'Hâkim-i Ezel' dedi, 'Hakîm-i Ezelî' dedi, 'Rahman-ı Lemyezel' dedi, bütün bunlar hep Müstetbaat'ül Kelam.. yani bu Müstetbaatül Kelam ile bu girişte Bediüzzaman kitapta anlatacağı konulara işaret ediyor.

Buna telmih de diyoruz, bu ne demek? (Burada Akgündüz hoca Bediüzzaman'ın İlmi Şahsiyeti adlı eserinden(s.391-392) izahatı okuyor; "İbarede geçmeyen bir kıssaya yahut dillerde dolaşan bir mesele veya meşhur bir şiire işaret eylemektir. "Kelâmın servet ve vüs'ati(zenginliği ve genişliği) ise; -nasıl suret-i terkib(*) nefs-i maksadı(esas maksadı) gösterir. Öyle de- müstetbeatının telmihatıyla(o fiil, fail, mef'ula getirilen ilavelerin işaretleriyle) ve esalîbin işaratıyla garazın levazım ve tevabiini göstermek ve ihtizaza getirmektir.

Zira telmih ve işaret ise, sâkin olan hayalâtı ihtizaza ve sâkit olan cevanibini söylettirmekle kalblerin en uzak köşelerindeki istihsanı ve alkışlamayı tehyic etmeye büyük bir esastır.(**) Evet, telmih ve işaret ise yolun etrafını temaşa ile tenezzüh etmek içindir. Kasd ve taleb ve tasarruf için değildir. Demek mütekellim onda mes'ul olmaz.(Muhakemat s. 94)

(*) Terkip; öyle bir şeydir ki, tam bir faydayı ifade eder ve faydalı cümle diye isimlendirilir. Ve yine kelam diye de isimlendirilir. Faydalı cümle bazen iki kelimeden oluşur bazen de daha fazla kelimeden oluşur. Ve her kelime terkibin cüzü sayılır. Nahvu'l Vadıh, Cilt;1, s.16)

(**) Filan adam geliyor dense fazla önemsemezsin, ama iki metre boyunda başı dağlara dikilmiş diye anlatılsa seni heyecanlandırır..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

Erdem AKça, 2019-10-09 09:04:18

selamun aleyküm Demişsiniz ki, tahiyyat meselesi " Akgündüz hoca El Hüccetüz Zehra'da diyor, ama ben orada bulamadım." Eğer el-Hüccetü'z-Zehra'nın 2. Makamında " ilim-irade-kudret " faslından ilim bahsinin hemen girişine baksaydınız, Üstad'ın Tahiyyat duasını şerhettiğini görebilirdiniz. Akgündüz Hocamız orayı kasdediyor. Ayrıca 6. Şua'da da bir daha Üstad tahiyyat meselesini ele almış. selam ve hürmetlerimle.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

MUHAKEMAT NOTLARI-2

MUHAKEMAT NOTLARI-2

Ders: Muhakemat-2. ders İzah: Prof. Dr. Ahmed Akgündüz *Bir kitabın başında müelliflerin ki

MUHAKEMAT NOTLARI-1

MUHAKEMAT NOTLARI-1

Ders: Muhakemat İzah: Prof. Dr. Ahmet Akgündüz Not: Kıymetli ziyaretçilerimiz, bildiğiniz

Araf suresi 164.ayet

"İçlerinden bir topluluk, "Allah'ın helâk edeceği, ya da çetin bir azapla cezalandıracağı bir kavme ne diye nasihat ediyorsunuz" dediği vakit, o uyarıda bulunanlar dediler ki; "Rabbiniz tarafından mazur görülmemiz için, bir de belki günahlardan sakınırla

GÜNÜN HADİSİ

"Sizin en hayırlınız Kur'an'ı Kerim'i öğrenen ve öğretendir."

"Sizin en hayırlınız Kur'an'ı Kerim'i öğrenen ve öğretendir."

TARİHTE BU HAFTA

*Nizamü'l-Mülk'ün Şehadeti(14 Ekim 1092) *II.Kosova Zaferi(17 Ekim 1448) *Gedik Ahmed Paşa'nın Vefatı(18 Ekim 1482)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI