Cevaplar.Org

UĞURSUZLUK İLE İLGİLİ HADİS

Hadis karşıtlarının sürekli tenkide tabi tuttukları bir hadis de Ebû Hureyre’den rivâyet edilen ve üş şeyde uğursuzluk bulunduğunu ifade eden hadistir. Evvela bu hadisin birkaç farklı rivâyetini senedleriyle birlikte nakledelim:


Seyda Musa Geçit Hocaefendi

2019-10-09 08:56:05

Hadis karşıtlarının sürekli tenkide tabi tuttukları bir hadis de Ebû Hureyre'den rivâyet edilen ve üş şeyde uğursuzluk bulunduğunu ifade eden hadistir. Evvela bu hadisin birkaç farklı rivâyetini senedleriyle birlikte nakledelim:

a) Buhârî bu hadisi şöyle rivâyet etmiştir:

 حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ: أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللهِ أَنَّ عَبْدَ اللهِ بْنَ عُمَرَ، رَضِيَ

اللَّهُ عَنْهُمَا، قَالَ: سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ إِنَّمَا الشُّؤْمُ فِي ثَلاَثَةٍ فِي الْفَرَسِ وَالْمَرْأَةِ وَالدَّار. 

…Abdullah b. Ömer Resûlullah'ın şöyle buyurduğunu işittim demektedir: "Uğursuzluk ancak üç şeyde olur: Atta, kadında ve evde."(1)

Buhârî aynı hadisin devamında şu hadisi de nakleder:

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي حَازِمِ بْنِ دِينَارٍ عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: إِنْ كَانَ فِي شَيْءٍ فَفِي الْمَرْأَةِ وَالْفَرَسِ وَالْمَسْكَنِ. 

…Resûlullah şöyle buyurdu: "Şâyet bir şeyde uğursuzluk olmuş olsaydı; kadında, atta ve evde olurdu."(2)

b) İbn Mace hadisi şöyle rivâyet etmiştir: 

بَابُ مَا يَكُونُ فِيهِ الْيُمْنُ وَالشُّؤْمُ. حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ , حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ سُلَيْمٍ الْكِنَانِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ جَابِرٍ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ مُعَاوِيَةَ، عَنْ عَمِّهِ مِخْمَرِ بْنِ مُعَاوِيَةَ، قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى الله عَليْهِ وسَلَّمَ، يَقُولُ: لاَ شُؤْمَ، وَقَدْ يَكُونُ الْيُمْنُ فِي ثَلاَثَةٍ: فِي الْمَرْأَةِ، وَالْفَرَسِ، وَالدَّارِ.

حَدَّثَنَا عَبْدُ السَّلاَمِ بْنُ عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ نَافِعٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى الله عَليْهِ وسَلَّمَ قَالَ: إِنْ كَانَ , فَفِي الْفَرَسِ، وَالْمَرْأَةِ، وَالْمَسْكَنِ، يَعْنِي الشُّؤْمَ. 

Miğmer b. Muaviye Resûlullah'ın şöyle buyurduğunu işitmiştir: "Uğursuzluk yoktur. Uğurluluk üç şeyde olur: Kadın, at ve ev."…Resûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu: "Şâyet uğursuzluk olursa atta, kadında ve evde olur."(3)

c) İmam Neseî de aynı hadisi es-Sünenü'l-Kübra'da şöyle rivâyet etmiştir:

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَاللَّفْظُ لَهُ، قَالَ: حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: الشُّؤْمُ فِي ثَلاَثٍ الْمَرْأَةِ، وَالْفَرَسِ وَالدَّارِ. 

…Resûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu: "Uğursuzluk üç şeyde bulunur; atta, kadında ve evde."

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى قَالَ: حَدَّثَنِي عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ قَالَ: أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: لاَ عَدْوَى، وَلاَ طِيَرَةَ، وَالشُّؤْمُ فِي ثَلاَثَةٍ فِي الْمَرْأَةِ، وَالدَّارِ، وَالْفَرَسِ. 

…Resûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu: "Şansızlık, uğursuzluk ve bereketsizlik yoktur. Ancak üş şeyde vardır; kadında, evde ve atta."

d) İbn Hibban da hadisi şöyle rivâyet eder:

أخبرنا أحمد بن يحيى بن زهير، قال: حدثنا يوسف بن موسى القطان، قال: حدثنا مالك بن إسماعيل، قال: حدثنا زهير بن معاوية. عن عتبة بن حميد، قال: حدثني عبيد الله بن أبى بكر أنه سمع عن أنس بن مالك يقول قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "لا طيرة، والطيرة على من تطير، وإن تك في شيء ففي الدار والفرس والمرأة "

"…Enes b. Malik'in, Resûlullah şöyle buyurduğunu işitmiştir: "Uğursuzluk veya başkası yüzünden uğursuzluğa maruz kalma yoktur. Şâyet bunlar olsaydı, evde, atta ve kadında olurdu."(4)

e) Taberânî de el-Mu'cemu'l-Kebir'de şöyle rivâyet etmektedir:

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بن الْمُعَلَّى الدِّمَشْقِيُّ، وَالْحُسَيْنُ بن إِسْحَاقَ التُّسْتَرِيُّ، قَالا: ثنا هِشَامُ بن عَمَّارٍ، ثنا إِسْمَاعِيلُ بن عَيَّاشٍ، ثنا سُلَيْمَانُ بن سُلَيْمٍ الْكِنَانِيُّ، عَنْ حَكِيمِ بن مُعَاوِيَةَ، عَنْ عَمِّهِ مِخْمَرِ بن حَيْدَةَ، قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ:لا شُؤْمَ، وَقَدْ يَكُونُ الْيُمْنُ فِي ثَلاثٍ: فِي الْمَرْأَةِ، وَالْفَرَسِ،وَالدَّارِ(5)

…Miğmer b. Hayde Resûlûllah'tan şöyle işittiğini rivâyet etmektedir: "Uğursuzluk yoktur. Tersine bazen şu üç şeyde bereket ve uğur vardır; kadında, atta ve evde olur."(6)

f) Beğavi de Şerhü's-Sünne'de bu hadisi şöyle nakleder ve ardından şu açıklamaları ekler:

أَخْبَرَنَا أَبُو الْحَسَنِ الشِّيرَزِيُّ، أَخْبَرَنَا زَاهِرُ بْنُ أَحْمَدَ، أَخْبَرَنَا أَبُو إِسْحَاقَ لْهَاشِمِيُّ، أَخْبَرَنَا أَبُو مُصْعَبٍ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حَمْزَةَ، وَسَالِمٍ ابني عبد الله بن عمر، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم، قَالَ: الشُّؤْمُ فِي الدَّارِ وَالْمَرْأَةِ وَالْفَرَسِ.هَذَا حَدِيث مُتَّفَقٌ عَلَى صِحَّتِهِ، أَخْرَجَهُ مُحَمَّد، عَنْ إِسْمَاعِيل، وَأَخْرَجَهُ مُسْلِم، عَنْ يَحْيَى بْن يَحْيَى، كلاهما عَنْ مَالِك.

Yani şöyle demektedir: "Uğursuzluğun evde, kadında ve atta olduğu ile ilgili hadis, sahih olduğu hususunda ittifak edilen bir hadistir. Hadisi Muhammed b. İsmail el-Buhârî ve Müslim Yahya b. Yahya'dan tahric etmiştir. İkisi de hadisi İmam Malik'den tahric etmiştir."(7) Beğavi, hadisin sahih olduğunu beyan ettikten sonra da şerh etme bağlamında şunları kaydetmektedir:

وقيل: إن شؤم الدار ضيقها، وسوء جوارها، وشؤم الفرس: ألا يغزى عليها، وشؤم المرأة: أن لا تلد، وقيل: شؤم الفرس صعوبته، وسوء خلقه، وشؤم المرأة: غلاء مهرها، وسوء خلقها، وقيل: هذا منه إرشاد لمن كانت له دار يكره سكناها أو امرأة يكره صحبتها، أو فرس لا يعجبه بأن يفارقها بالانتقال عن الدار، وتطليق المرأة، وبيع الفرس، ولا يكون ذلك من باب الطيرة المنهي عنها.

"Bir görüşe göre de evin uğursuzluğundan maksad, dar oluşu ve kötü komşularının olmasıdır. Atın uğursuzluğundan maksat, kendisiyle savaşılmamasıdır (kendisinden umulan faydayı vermemesidir). Kadının uğursuzluğundan maksad da çocuk doğurmamasıdır. Bir diğer görüşe göre de atın uğursuzluğu zorluk çıkarması ve huyunun kötü olması anlamındadır. Kadının uğursuzluğundan maksad, mehrinin pahalı olması, huyunun kötü olmasıdır. Bir diğer görüşe göre de hadisteki bu ifadeler aslında oturmak istemediği evi terk etmek, huyundan hoşlanmadığı kadını boşamak, beğenmediği atı satmak konusunda kişiyi irşad etme amacını içermektedir. Bunlar ise kötü ve yasaklanmış uğursuzluk kabilinden değildir."(8)

Buraya kadarki açıklamalardan da anlaşıldığı gibi hadiste mevcut iki durum, problemin çözülmesine katkıda bulunmaktadır:

a) Lafız açısından tüm hadis metinleri bir araya getirildiğinde şu lafızların dikkat çektiği görülmektedir:

- إنَّمَا الشُّؤْمُ فِي ثَلاَثَةٍ: Uğursuzluk, ancak üç şeydedir.
- إِنْ كَانَ فِي شَيْءٍ فَفِي: Şâyet bir şeyde uğursuzluk olsaydı, şunda olurdu:…
- لاَ شُؤْمَ، وَقَدْ يَكُونُ الْيُمْنُ فِي ثَلاَثَةٍ: Uğursuzluk diye bir şey yoktur. Ancak üş şeyde uğur/bereket vardır.

- لاَ عَدْوَى، وَلاَ طِيَرَةَ، وَالشُّؤْمُ فِي ثَلاَثَةٍ: Şansızlık, uğursuzluk ve bereketsizlik yoktur. Ancak üş şeyde vardır…

- لا طيرة، والطيرة على من تطير، وإن تك في شيء ففي: Uğursuzluk veya başkası yüzünden uğursuzluğa maruz kalma yoktur. Şâyet bunlar olsaydı, şunlarda olurdu…

- لا شُؤْمَ، وَقَدْ يَكُونُ الْيُمْنُ فِي ثَلاثٍ: Uğursuzluk yoktur. Tersine bazen şu üç şeyde bereket ve uğur vardır.

b) Mana açısından tüm metinler bir araya getirildiğinde şöyle bir durum ortaya çıkmaktadır: 

Bütün bu ifadelerde hadisin sadece bir vechinde "إنَّمَا الشُّؤْمُ فِي ثَلاَثَةٍ: Sadece üç şeyde uğursuzluk vardır" ifadesinin geçtiği, ancak diğer vecihlerin tümünde olumsuzluk edatı olan "لا" kullanılarak "لا شُؤْمَ،- لا طيرة،- إِنْ كَانَ" "uğursuzluk yoktur. Şâyet olsaydı ancak şu şeyde olurdu" anlamının te'kid edildiği görülmektedir. Bu bilgilerin hepsini de başka kaynaklar değil, tenkide maruz bırakılan hadis kitaplarından öğrenmemiz de dikkatten kaçmaması gereken önemli husustur. 

Bütün bu malumatı özetlediğimizde kısaca şunları söylemek mümkündür: Bu hadisi İbn Ömer, Sehl b. Sa'd es-Saidî, Ebû Hureyre gibi sahabiler rivâyet etmişlerdir. Ayrıca hadisi tahric eden kaynaklar da en muteber kaynaklarımızdır. Mana bakımından hadis kitaplarının "üç şeye uğursuzluk vardır" cümlesinden ziyade "uğursuzluk yoktur" ifadesini rivâyet ettikleri, ancak her iki lafzı da beraberce rivâyet ederek okuyucuya doğru hükme varma konusunda yardımcı oldukları çok net bir şekilde görülmektedir. Hadis, sahih olmakla birlikte, sahabe arasında farklı anlaşıldığı da görülmektedir. Tenkitçiler daha çok Hz. Ebû Hureyre'nin rivâyetini naklederek hadisin sıhhatine zedelemek isteseler de, bizi yine aynı kaynaklardan şu gerçeği de öğrenmekteyiz: Hz. Aişe Ebû Hureyre'den yapılan rivâyete bakarak hadisin bu şekilde rivâyet edilmesine itiraz etmiştir. O, uğursuzluk ifade edilen şeylerin Yahudiler'in inançlarında olduğunu söylemiştir. Hz. Aişe'ye göre Hz. Peygamber (s.a.v.) bunu ifade etmemiş ancak insanların inançlarının bu minvalde olduğunu belirtmiştir. Ayrıca bu hadisi şöyle yorumlayanlar da vardır: Uğursuzluğun kadında olması çocuk doğurmaması demektir. Zira Arap coğrafyasında kadının bir değeri de çocuk doğurmakla ölçülürdü. İkincisi kocasına itaat etmemesi, atın uğursuzluğu ise savaşta huysuzluk çıkarması ve üzerinde harp yapılamamasıdır. Evin uğursuzluğu ise kötü komşuların olmasıdır.

Hz. Aişe'nin hakiki anlamda uğursuzluk olduğuna itiraz etmesinin haklı bir itiraz olduğu, diğer rivâyetlerin de ortaya koyduğuna göre Hz. Muhammed'in buradaki uğursuzluk kelimesini mecazî anlamda kullandığı şeklindeki açıklamayı destekleyen bir delil de Buhârî'nin Sahih'indeki bazı ifadelerdir. Nitekim Buhârî aynı hadisi başka bir yerde şu şekilde nakletmektedir:

باب مَا يُتَّقَى مِنْ شُؤْمِ الْمَرْأَةِ. وَقَوْلِهِ تَعَالَى: إِنَّ مِنْ أَزْوَاجِكُمْ وَأَوْلاَدِكُمْ عَدُوًّا لَكُمْ
Görüldüğü üzere İmam Buhârî söz konusu hadisi Kur'ân'a arz ederek sunmuş, böylece hadiste geçen "شُؤْمِ(şu'm): uğursuzluk" dan maksadın âyette geçen "udvan: düşmanlık" manasına geldiğini ifade etmiştir. Bu da hadiste geçen ve Türkçe'ye tercüme edilirken "uğursuzluk" anlamı verilen "şu'm/شُؤْمِ" kelimesinin aslında Hz. Peygamber tarafından hakikî anlamda değil, mecazî veya kinaye anlamında kullanıldığı ihtimalini güçlendirmektedir. Ne yazık ki hadis düşmanları, Buhârî'yi kötü gösterip hadisi de uydurma diye nitelemek için yine "cımbızlama yöntemi"ni kullanarak bir ilmi işgüzarlık yapmışlardır. Güya hadisi Kur'ân'a arz ederek reddetmişlerdir. Sanki İslam ümmetinin kahir ekseriyetinin kabulüne mazhar olan İmam Buhârî ile hadis alimleri Kur'ân'dan habersizdirler de kendileri 1400 sene sonra ilk defa Kur'ân'ı okumaktadırlar!!!

Kâdî İyâz şöyle demiştir: Eğer uğursuzluk olsaydı bu üç şeyde olurdu. Fakat bu üç şeyde uğursuzluk diye bir şey yoktur. Demek ki uğursuzluk yoktur. Yani bu hadis de diğer bir kısım hadis gibi, belağat ilminin muhtelif husûsiyetlerini ihtiva ettiğinden, zahir manaya göre tercüme edilmesi, bazı yanlış anlaşılmalara neden olmaktadır. Bu nedenle bu ve benzeri hadisleri hadis ilminin mütehassısı olan şarihlerin yazdığı şerh kitapları ile birlikte mütalaa edip anlamaya gayret göstermek gerekmektedir.

Dipnotlar

1-Buhârî, Cihat, 47.

2-Tirmîzî, Edeb, 58; İbn Mâce, Nikâh, 55.

3-İbn Mâce, Nikah, 55.

4-Sahih-i İbn Hibbân, XII, 492.

5-Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr, XX, 336

6-Taberânî, XX, 336.

7-Beğavî, Şerhü's-Sünne, IX, 13.

8-Beğavî, Şerhü's-Sünne, IX, 13.

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Hz. MUSA (a.s) ve AZRAİL (a.s) İLE İLGİLİ HADİS

Hz. MUSA (a.s) ve AZRAİL (a.s) İLE İLGİLİ HADİS

Hadisi tenkid edip, bu tenkidi genelleştirerek tüm hadisleri ve hadis kaynaklarını itibarsızla

UĞURSUZLUK İLE İLGİLİ HADİS

UĞURSUZLUK İLE İLGİLİ HADİS

Hadis karşıtlarının sürekli tenkide tabi tuttukları bir hadis de Ebû Hureyre’den rivâyet e

İRİN VEYA YARA İLE İLGİLİ HADİS

İRİN VEYA YARA İLE İLGİLİ HADİS

Hadis karşıtlarının “irin hadisi” adını vererek iğrenç bir görüntü ve imaj ile insanl

HADİS İNKARCILARINA REDDİYE-1

HADİS İNKARCILARINA REDDİYE-1

Son günlerde Türkiye’deki hadis inkârcıları televizyon programlarına çıkarak Hz. Peygamber

İnsanlar yalnız inandık demeleri ile bırakılıveriliceklerini, kendilerinin imtihana çekilmeyeceklerini mi sandılar?

Ankebut, 2

GÜNÜN HADİSİ

"Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"

Ebû Dâvud

TARİHTE BU HAFTA

*Nizamü'l-Mülk'ün Şehadeti(14 Ekim 1092) *II.Kosova Zaferi(17 Ekim 1448) *Gedik Ahmed Paşa'nın Vefatı(18 Ekim 1482)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI