Cevaplar.Org

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-39

Putin Sovyet sistemi tam bir matruşka sistemi idi. Her gizli polisin arkasında başka bir polis olduğu söylenirdi. Herkes herkesi takip ederdi.  Putin’le birlikte casus sistemi devam etti.  Putin, Stalin ve Yuri Vladimirovich Andropov’un varisi sayılır. Dönem başka bir dönem ama tarz aynı tarz.


Mustafa Özcan

mustafaahmetozcan@gmail.com

2021-04-01 09:11:26

Putin

Sovyet sistemi tam bir matruşka sistemi idi. Her gizli polisin arkasında başka bir polis olduğu söylenirdi. Herkes herkesi takip ederdi. Putin'le birlikte casus sistemi devam etti. Putin, Stalin ve Yuri Vladimirovich Andropov'un varisi sayılır. Dönem başka bir dönem ama tarz aynı tarz.

* Putin, Ukrayna ve Kırım meselesinde Sovyet tekniklerini başarıyla uyguluyor. Daha doğrusu Putin'de Rus devlet geleneği ve genetiği var. Çarlık'tan ve SSCB'den devretme yöntemleri işletiyor ve uyguluyor.

*Putin sonucu ayarlanmış seçimlerle birlikte sureta sahte bir demokrasi vahası inşa etmiştir.

*Putin yeni dönemde komunizm ideolojisi olmadan yeni SSCB'yi ihya etmeye kalkışıyor. Milliyetçiliğe ve enerjiye dayanarak. Bundan dolayı yine kuzeyimiz kan revan oldu.

* Putin reddetse de yeni bir SSCB kurma peşinde olduğunu dünya alem biliyor. Batılılar bunu bilseler de diş geçiremiyorlar, sineye çekiyorlar. Putin karşısında Düzmece Putin yeni yayılmacılık doktrininde iki noktaya istinat etmektedir. Bunlardan birisi, Pan Slavizm diğeri de Ortodoksluktur. Obama çaresiz. Sadece Müslümanlara gücü yetiyor.

* Reagan'dan sonra Rus faktörü yeniden canlandı. Putin, Batı'nın bütün kanatlarıyla kedi fare oyununu oynuyor. Bu oyun sayesinde aynı zamanda yumuşak gücün ve haşin gücün sınırlarını da öğrenmiş oluyoruz. Putin'le şaka olmuyor ve şaka yapmıyor. Batı'nın altını oyuyor. Obama Suriye meselesini Putin ile çözmeye çalışırken Putin Ukrayna'yı bölüm bölüm yutuyor. Taksit taksit işgal ediyor.

* Rusya'da bugün Putin'in ihya etmeye çalıştığı da Rus milliyetçiliğiyle birlikte Ortodoks milliyetçiliğidir. Putin, Yahudi devleti peşindeki Netanyahu ve Modi birer din milliyetçisidirler.

* Putin kesinlikle cani bir adam.

* Putin de geçmişe bir çekim görüyoruz. Stalin'e benzeyen adamlardan birisi.

* Putin, lider boşluğunda veya kaht-ı rical devri gölgesinde giderek dünya barışını tehdit eden tehlikeli bir siyasi figür olarak sivriliyor. Rüzgar kaht-ı rical sayesinde arkasından esiyor.

* Elbette yine de Senatör McCain'ın yaptığı gibi, Rusya'yı benzin istasyonu Putin'i de pompacısı diye küçümseyebilirsiniz. Ama sadece hafife almış olursunuz. Fiiliyatta bir işe yaramaz.

* Çoklarının nazarında Putin, küçük Stalin'dir ve amacı Sovyetler Birliğini yeni dönemde küllerinden diriltmek veya hortlatmaktır. Gürcistan'dan sonra Kırım ikinci hamlesidir. Peş peşe askeri maceraların peşinde dolaşıyor. Bir taraftan toprak meselesi üzerinden Japonya ile sürtüşüyor. Diğer taraftan ise dünyanın gözü önünde oldu bittilerle Kırım'ı Ukrayna'dan koparıyor. Hem de anestezi yapmadan!

* Bir de Kırım'ın Ukrayna'dan ayrılmasından dolayı timsah gözyaşları eşliğinde kederli ve üzgün olduğunu söylemektedir. Bu taşıdığı yalan ve nifak gibi hasletler onun sıra dışı bir zorba olduğunu göstermektedir. Deli Petro, Birinci Nikola ve Stalin bazı selefleri arasında sayılabilir. Maalesef hala Putin hafife alınmaktadır. Bizde iç kavgaya gömülen basın, Kırım meselesini geçiştirmiştir. Referandum sırasında neredeyse Türk basını meseleyi birinci sayfadan bile görememiştir. Kendimize vurmaktan Putin'e vurmaya mecal kalmıyor ve sıra gelmiyor. 

*Şimdi Putin, Lenin'in oyunu bir kez daha sahneye sürmektedir. İvaz ve garazla birlikte 11 Eylül'ün kara kutusunu veya uydu fotoğraflarını yayınlamakla tehdit ediyor. Bununla iki şeyi yapıyor. Bir: Batı'ya, 11 Eylül sırlarını ifşa edeceğine dair tehdidiyle şantaj yapıyor ve pazarlık yollarını arıyor. İkinci olarak: İslam dünyasına göz kırpıyor. Neden şimdi sorusunun cevabı işte budur. Kırım'da ve Ukrayna'da sıkıştıktan sonra 11 Eylül'ün sırlarını paylaşmak istiyor. Lakin adamda ne ahlak ne de ar damarı var. Ne yaptığını kendisi de bilmiyor. Amerikalılarla Boston eylemine katıldıkları ileri sürülen Çeçen kardeşler; Dzhokhar A. Tsarnaev ve Tamerlan Tsarnaev hakkındaki istihbarat bilgilerini Obama idaresiyle paylaşan Putin şimdi de kalkanı tersine çeviriyor. Şimdi mızıkçılık yapıyor. Sykes-Picot mutabakatında olduğu gibi bir kez daha İslam dünyasıyla Batı'nın kirli çamaşırlarını paylaşmak istiyor. Adam da zerre tadar ahlak kaygısı falan yok. Neden şimdiye kadar paylaşmadığının bir cevabı yok. İmanın veya tehdidin dışında bundan sonra paylaşacağının da bir garantisi yok. Temelsiz Müslümanlık iddialarına benziyor. O bulunduğu yere belki muharref Hıristiyanlığa daha çok yakışıyor. Elbette Hıristiyan olması halinde. Ateizm zemininden Hıristiyanlığı kullandığı gibi, adam bir de İslam kartını kullanmaya hevesleniyor! Böyle nifak da hiçbir dönem görülmedi.

* Pravda'nın haberine göre, Putin Amerikan istihbarat teşkilatının 11 Eylül'e karıştığına dair şaşmaz belgeleri dünya komuoyuyla paylaşmaya hazırlanıyormuş. Daha doğrusu herkesin bildiği doğruları belgeleyecekmiş. İkiz Kulelerin takdim edildiği gibi uçakla değil içeriden yıkıldığını tezini ispatlayacak, ABD'nin dünyayı aldattığını belgeleyecekmiş. Ajanlarının yaptığını ama Kaide'ye isnat ettiğini ortaya koyacakmış. Putin, ABD'nin terörü maruz kaldığı imajını yayarak İslam dünyasını işgal etmeyi meşrulaştırmayı amaçladığını gözler önüne sermek istiyor. Bunu belgeleriyle paylaşsa da bu, bayat bir haber olmayacak mı? Atı alan Üsküdar'ı geçti.

*Putin'e gelince. Hokkabazlar kralı..

* Dünya böyle Obama gibi ahlaksız, Putin gibi düzenbazlara Sisi gibi lejyonerlere kaldı.

*Batı'nın Putin politikaları karşısında felç olduğunu söylemek mümkün.

* Putin riyakâr bir biçimde İslam kartını oynuyor. Global ölçekte İslam kartını oynarken Suriye ve Ortadoğu ölçeğinde Sünnilerin yükselmemesi için Amerikalılarla birlikte zımni olarak azınlık kartlı çerçevesinde Şii kartını da oynuyor.

* Siyasi olarak Putin İslam'ı çıkarları için tavzif etmeye çalışırken Moskova'dan Kazan'a kadar eski İslam yurdunda yeni camilere izin yok. Bu hususta kısıtlamalar birbirini kovalıyor. Ortodoks Kilisesinin önü açılırken ve imkanlar seferber edilirken, yeni İslam mabetlerinin yapılması zorlaştırılıyor. Fransa'da laik cumhuriyet gibi Rusya'da hem Kilise hem de Putin İslami sembollerin ulu orta teşhirine karşı çıkıyor. Bu meyanda Putin kaç defadır başörtüsü aleyhinde konuşuyor. Fransa'daki gibi bayram veya cuma namazlarında yer yetmezliğinden dolayı cemaatin sokaklara taşmasına sıcak bakmıyorlar. Kısaca İslam'ı bastırmak istiyorlar. Duma Ortodoksluğu resmi din olarak ilan ederken, Müslümanların Ortodoks Kilisesi tarafından sıkıştırılmasına özen gösteriyorlar. Batı Rusya'ya karşı yıpratma savaşı verirken, Müslümanlar ise Stalin'in siyasi varisi karşısında var olma mücadelesi veriyorlar.

* Putin de yeni SSCB'nin peşinde. Etrafımızdaki tarraka seslerinin ve kurşun vızıltılarının nedeni budur.

* Al Mısriyyun gazetesinden Cemal Sultan, 'Ukrayna olayları bizde de turnusol etkisi yaptı ve bu sayede Mısır'daki Putincilerin Rusya'dan fazla olduklarını görmüş olduk' diye yazdı. Sanki Türkiye'yi anlatmış! Cemal Sultan'ın bu tespitini zahir daha da genelleştirebilir ve Türkiye'ye de uyarlayabiliriz. Nedense Putin tarzı tuttu. Acizane olarak bunun nedenini, otoriterliğe gıpta etmeye bağlıyorum. Şark toplumlarında saygınlık otoriterlikten geçiyor. Bundan dolayı Mısır'da kimileri Sisi'ye meftun. Boşuna başka neden aramayın. Biraz da Putin'e özenmesinden veya Nasır'a taklit etmesinden kaynaklanıyor. İster inanın istere inanmayın: Otoriterlik saygı nedeni. Otoriter insan saygın bulunuyor.

* Peki, şark toplumlarında da tutan bu Putin hastalığı veya Putinizm nedir? Putincilik, kabaca siyasi ve iktisadi hayatta Rusya'ya has bir teslis veya üçleme (trinity)sistemidir. Bu matruşka gibi çok katmanlı bir sistem. Önce teslisin iktisadi yönünden bahsedelim. Komunizm yıkılmasından sonra Putinizm, yerine pragmatizmi ikame etti. Pragmatizm ile otoriterliğin bileşkesine Putinizm de diyebiliriz. Sistemin ekonomik özünde gaz, petrol ve votka yatıyor. Elbette votkanın sosyal veya içtimai boyutları da varsa da ekonomik bir boyutu da var. Van Herpen adlı yazar Putinizmin açılımını yapmış. Putinizm her şeyden önce muayyen tarihi süreçte karma bir yapının adı. Putin ise nev-i şahsına münhasır bir kimlik veya kişilik. Gençlik yıllarında KGB'ye girmeye can atıyor. En büyük rüyası KGB'de bir subay olmak. Çocukluk yıllarında olmasa bile üniversite yılarında bu rüyasına kavuşuyor. Andropov dönemiyle birlikte yıldızı parlamaya başlıyor ve nitekim 1996 yılında Yeltsin döneminde tırmanış şeridinde tepelere yükseliyor. Yeltsin'in sağlıksız kişiliği ile Çeçenistan meselesi can simidi oluyor. 1999 yılında önce başbakan ardından da cumhurbaşkanı oluyor.

* Yeltsin'in kontrolünü kaybettiği sırada iplerini eline alıyor ve ardından Rusya'nın yabancısı olmadığı yeni bir polis devleti kuruyor. Yeni dönemde çok partili sistem uygulanıyor ama bu sadece bazı Arap ülkelerinde görüldüğü gibi vitrinlik. Kısaca buna güdümlü demokrasi deniliyor. Başka bir ifadesiyle demokrasi kılıfı altında otoriterlik. Buna görümlük demokrasisi de denebilir. Yeltsin döneminde Boris gibi ülke de hasta idi. Putin ile birlikte şartların da yaver gitmesiyle birlikte Rusya yeniden toparlanmaya ve kendisine gelmeye başladı. Bu dönem oligarkların özelleştirme furyasıyla birlikte aşırı hızla aşırı zengin olmaları dönemidir. Putin de bu döneme uygun olarak ' bal tutan parmağını yalar' anlayışını temsil etmektedir. Zafer Mutlu'ya zimmetlenen deyimle, 'çeşme akarken keseni dolduracaksın ( Enrich yourselfes)' dönemidir. Elbette Putin komunist ve totaliter değildir. Esasen zemin buna müsait de değildir. Putin dönemi Rusya'sı Duma tarafından değil süper seçkinlerin dümeninde olduğu derin devlet tarafından yönetilmektedir.

* Putincilik, içinde tarihten dilimler barındıran nev-i şahsına münhasır ve çok kompartımanlı bir sistemdir. Weimar Almanya'sından izler taşımaktadır. Putincilik aynı zamanda Napolyon III'den, Fransız Bonapartizmden renkler taşımaktadır. Bu sistemde fiziki baskı ile birlikte seçim manipülasyonları üzerinden populizm ve psikolojik beyin yıkama vardır. Bunun için de kitle iletişim araçları ve medya kullanılmaktadır. Buna bir de isim takılmış: Videokrasi!  Bu ahbap çavuş ilişkisine dayanan sistem onlardan kişisel izler taşısa da faşist ve komunist kolektivizminden uzaktır. Van Herpen'e göre, Putincilik totaliter değildir sadece klasik faşizmden izler barındırmaktadır. Keza Ultra milliyetçililiktir lakin bu Türkiye'de olduğu gibi devlet milliyetçiliğidir. Milliyetçilik ideallerinin yeniden uyanışıyla birlikte revize edilmiş ve gözden geçirilmiş emperyalizmdir. Bu itibarla siyasi Putincilik teslisi, Bonapartizm, Berlusconicilik ve Mussolini faşizminin karışımıdır. Mussolini faşizmi gibi dış politikada saldırgan bir yaklaşımı esas almaktadır. İçeride sivil toplumu bastırırken dışarıda ise düşmanca bir dış politika gütmektedir. Gürcistan, Suriye ve Ukrayna bunun örnekleri arasındadır. Mussolini ise Habeşiştan ve Libya'yı işgal etmiştir. Putin kendisini Rusya'nın kurtarıcısı saymaktadır. Bu ise deccale en yakın lakaptır. Sahte kurtarıcıların karşılığı kutsal kitaplara göre deccal olmaktır. Kremlin'in ideologlarından Vladislav Surkov, Putin'in Rusya'ya Allah tarafından gönderildiğini savunmuştur. Deccal de netice itibarıyla, dalal ismi üzerinden görevli bir şahıstır. Bunun için Cemal Sultan'ın deyimiyle orada ve burada Deccal çarpıklarının Putinci kesilmeleri tesadüf değildir. Armut dibine düşmüş.

* Obama giderek Putin'in daha fazla iştahını kabartmakta ve artırmaktadır. İştahının sınırları da bilinmemektedir. Amerikan çıkarları Rusya sınırlarında bitiyorsa Putin'in iştahı da ABD kıyılarına ve belki de ötesine kadar uzanıyor. Obama sayesinde Putin'in sınırları belirsiz hale gelmiştir. Bundan dolayı kimi ister şaka isterse gerçek yollu söylesin; Gazze'nin Rusya'ya bağlanmasını ve bu surette İsrail'in tasallutundan kurtulmasını teklif ediyor. Türkiye'de bazı Putin hastaları da Kırım'ın Rusya'ya ilhak edilmesini Hatay meselesine benzetiyorlar. Bu benzetmeye yapanlar Beşşar kafalı olmalıdır. Kimileri de Kırım'ın ilhakını Saddam'ın Kuveyt'i ilhakına benzetmekte. Baba Bush baba Esat da olmak üzere arkasına 40 ülkeyi toplayarak Saddam'ı Kuveyt'ten çıkarmıştı. Obama ise Putin'i durdurmak için Kırım'a sefere çıkmayacaklarını ve çözümün diplomatik olduğunu söylüyor. Askeri olarak kılını kıpırdatmıyor. Kendisini nakzetmemek için başını kuma gömüyor. Suriye'de de böyle söyleyerek Ukrayna kazasına neden olmuştur! Obama ile Putin'in vucut dilleri ve mantık örgüleri birbirine uymuyor. Putin ise kuvvet diline inanıyor ve bu sayede oldu bitti ile Kırım'ı fiilen ilhak etmiştir. Masanın arkasında güç olmadan, diplomasi gücünü nereden alacaktır? Güç olmadan diplomasi blöfe dönüşür. Güç varsa politika da vardır diplomasi de vardır.  Alman savaş felsefecisi Clausewitz, 'diplomasi, sahadaki savaşın masadaki yansıması ve devamıdır' demiştir. Diplomasi savaşın yumuşak boyutudur ve gücünü meydandan ve sahadan alır.

* Son sıralarda ise uyanıklar Müslüman aklıyla oynamayı itiyat haline getirdiler. 13-15 Mart (2015) tarihleri arasında huzur diyarı Adıyaman'da tertip edilen Din Hizmetleri ve İhlas Sempozyumuna katılmıştım. Burada Mehmet Paksu hoca ile birlikte sempozyuma gidip gelişlerimiz arasında bana Putin'in Müslüman olduğuna dair söylentileri aktardı. Meğerse bu söylenti internet ortamında kuru otta ateşin yayılması gibi yayılmış. Genelde seyahatlerde haberlerden ve internetten kopuk kaldığımı söyleyerek habere muttali olmadığımı ilettim. Mehmet Paksu hoca ise daha ziyade tasdik etmeye meyyal görünüyordu. Hemen aklıma Napolyon geldi. Hatta hocaya böyle bir haberin Arap basınında bir ay önce Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un için yayıldığını hatırlattım.

* Ruslar geçmişte yutarak büyüyorlardı. Şimdi ise bölerek büyüyorlar. En azından Putin yeni milliyetçilik dalgası ve tanımıyla bölgeyi Rusya'nın kanatları altına almak istiyor.

* Putin'le birlikte Ruslar yeniden hamle gücü kazandılar. Suriye'de çirkin yüzlerini bir kez daha gösterdiler. Putin döneminde Suriye Afganistan'a dönerken Ukrayna da yeni Polonya haline gelmiştir. Putincilik bu iki gergef arasında sıkıştı, kaldı. Suriye ile Ukrayna sarkacı veya gergefi arasında sıkıştılar. ABD bile Bush dönemindeki askeri stratejisini gözden geçirdi ve iki cephede savaşma stratejisini terk etti. Bu stratejisine veda ederken yani iki cephede bir savaşı kaldıramayacağını idrak ederken Putin ahmaklığıyla iki ayağını bir pabuca soktu. Bush Afganistan ve Irak işgalleriyle birlikte Rusları yeniden küllerinden diriltirken Ruslar da kendilerini Suriye ve Ukrayna bataklığına atarak küresel düşmanlarına koz ve hayat öpücüğü vermiş oldular.

* Putin selefi Brejnev'in veya daha kötü ihtimalle Miloseviç'in izinden yürümektedir. Hazmedemeyeceği büyümenin veya gücün peşindedir.

* Batılılar Putin'in ahmaklığını hafife alarak bölgenin başına bela etmişlerdir. Aynen Beşşar örneğinde olduğu gibi. Ukrayna meselesinde de Putin'in Miloseviç ve Beşşar ve Sisi'yi taklit etmektedir. Miloseviç'in Çetnikleri, Beşşar'ın Şebbihası ve Mübarek-Sisi rejiminin baltacılarına mukabil Putin'in de paramiliter güçleri ortaya çıkmıştır. Gece Kurtları olarak (Meet the Night Wolves – Putin's Hell's Angels/ http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/ europe/russia/10670244/Meet-the-Night-Wolves-Putins-Hells-Angels.html ) anılan bu çetelerle Putin'in birlikte fotoğrafları da bulunuyor. Anlaşılacağı kadarıyla Putin bu insan kisvesindeki vahşi kurtları Ukrayna halkının üzerine salacak. Ok yaydan çıkmış ve Rusya yeni bir yayılma görüntüsü altında yeni büzülme dönemine girmiştir. Afganistan'dan sonra Rusya'nın bu ikinci büzülme dönemidir. Sonunda Moskova'yı da kaybedecekleri bir sürece girmişlerdir. Bu süreci Şam-Kiev gergefi açacaktır.

* Putin de hem Çarlık mirasını hem de SSCB mirasını esas alarak Sovyet dönemi sonrasında Rus hegemonyasını yeniden diriltmeyi hedeflemektedir. Şartlar elverişlidir.

* Vladimir Putin'in kendisine göre bir İslam politikası olduğu anlaşılıyor. Müslüman dostu olmadığı halde Müslümanlara dost görünerek taraftar edinmek ve toplamak istiyor. Uluslar arası arenada Müslümanların saflığını siyasi sermaye olarak Batı ile pazarlık unsuru olarak masaya sürmek ve tavzif etmek niyetinde. Soğuk Savaş döneminde SSCB bunu bir yönüyle yapmıştı. Böylece Müslümanlar yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştu.

* Putin yeni soğuk savaşın arifesinde eski oyunu yeniden sahneye sürüyor. İmparatorluğunu Ortadoğu'ya kadar yaymak istiyor. Bunun için de bir İslam politikasına ihtiyacı var. Bu da Müslümanların hisleriyle oynamak. Daha düne kadar Fransa'yı taklit ederek başörtüsü ve camiler konusunda kısıtlayıcı yaklaşımları benimseyen Putin ne zaman İslam ve Müslüman dostu oldu? NEVILLE TELLER adlı Yahudi yazar, The Jerusalem Post gazetesinde, ' Putin's Middle Eastern empire' başlıklı makalesinde (11/3/2015) Putin'in Esat'a dayanarak imparatorluğunu Ortadoğu'ya doğru genişletmek istediğini yazıyor. Mısır'daki darbeden sonra yeni bir umudu daha oldu. Sisi. Bunlar paralı lejyonerler; ayakta kalmak için ülkelerini parsel parsel satabilirler. Nitekim Esat hem İran hem de Rusya'nın vassallığını yürütmektedir. Sisi de peşinden gidiyor. Putin'in İslam politikasıyla bunların İslam politikaları da aynıdır. Bilindiği gibi, 1999 ve sonrasında Putin Çeçenistan'da İslam politikasını anti Vehhabilik üzerine kurmuştur. Sisi ve Beşşar Esat ise buna siyasal İslam'ı ve Müslüman Kardeşleri de ilave ediyor.

*Putin, İslam politikalarını uygulamak için Çeçenistan'ı pilot bölge olarak seçmiştir. Burada bu politikaları Ramzan Kadirov sürdürmektedir. Şia'nın tekfirciler veya nasibiler diyerekten kendilerine durumdan vazife çıkarmaları gibi Putin'de anti Vehhabilikten bahsetmektedir. Ramzan Kadirov'un açmış olduğu dini mekteplerde anti Vehhabilik okutulmaktadır. Putinizmin vassalı olan Kadirovizm, Nakşibendiliğe karşı Kadiriliği ve Vehhabiliğe veya Selefiliğe karşı da panzehir fikirleri terviç etmektedir. Kadirilik resmi hat olarak benimseyerek zımni olarak Şeyh Şamil geleneğine reddi mirasta bulunmaktadır. Ruslarla uyumlu olan bir anlayış pompalanmaktadır. Elbette Kadirilik onun takdim ettiği gibi değildir.

* Kısaca Putin ve vassallarına göre, İslam Müslümanlara bırakılmayacak kadar önemlidir!

* Putin'in göstere göstere gelen açık operasyonu karşısında Batılıların ağzı açık kalmış ve ellerinden bir şey gelmemişti. Mikhail Saakaşvili Batı'ya güvenerek Putin'e kafa tutmanın bedelini ülkesiyle birlikte çok ağır ödemiştir. Putin öfkesini alamayarak, Saakaşvili'yi yakalaması halinde husyelerinden asacağını da ilan etmişti. 

* Putinizm, Peronizm gibi literatüre girdi. Putinizm bir ideolojiye değil, bir siyasi eğilime ve şahsiyete dayanıyor. Bir karakter ve mizaç siyaseti. Putin'in uzun bir dönem daha iktidarda kalmak istediği anlaşılıyor. Her şeyden önce Putinizm tehlikeli bir çığırı veya çizgiyi temsil ediyor. Sovyetler Birliğine, Çarlığı ihya etmek istediğinde şüphe yok. Bundan dolayı sürekli olarak komşu ülkelere sarkıyor. Yayılmacı politika izliyor. Gürcistan, Kırım ve Ukrayna'da süngüsünü gösterdi. Bu yayılmacılık politikası dünya barışından ziyade komşularını tehdit ediyor. Bu komşuları arasında Türkiye de bulunuyor. Özellikle Kırım ve Ukrayna üzerindeki yayılmacı siyaseti iki açıdan da Türkiye'ye zarar veriyor. Bunlardan birisi Kırım'ı işgal ederek yeniden donanmasıyla birlikte Karadeniz ve Boğazlara baskınını hatta sarkmasını artırmasıdır. İkincisi de Kırımlılar ve özelinde Tatarlar açısından Ukrayna yönetiminin daha ehven ve yumuşak olmasıdır. Ruslar kaba kuvveti temsil ediyorlar. Denildiği gibi ayının midesi boş, kolları uzun ve pençeleri keskin. Bu kaba kuvvet politikasını en nobran bir biçimde uygulayanlardan birisi de Putin'dir. Putin'in dış politikada iki dayanağı var. Petrol-doğalgaz tekeli oluşturmak, bunu siyasete tavzif etmektir. İkincisi de gerektiğinde güç kullanmaktır. Lakin petrol fiyatlarındaki düşüş petrolü silah olarak kullanmasına pek imkan vermemektedir. Jeo Biden de Türkiye ziyareti sırasında dolaylı olarak Putin'in petrolü silah olarak kullandığına dikkat çekmiştir. Putin'in Ukrayna siyasetinde hem silah hem de petrolü bir araç olarak kullandığı herkesçe görülmüştür.

* Putin, Jeo Biden adlı soytarıya şunları söylemiş: "Rusya dünyanın birinci gücü olamaz, ama birinci gücünü tayin eder." Demek istiyor ki birincilik tahtında ancak Rusya sayesinde kalabilirsiniz."

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ÇANAKKALEDEKİ MANEVİ GÜÇ

ÇANAKKALEDEKİ MANEVİ GÜÇ

Bu makalemizde, Çanakkaledeki manevi güçten ve Çanakkale’yi, Çanakkale yapan ruhun esintileri

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-39

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-39

Putin Sovyet sistemi tam bir matruşka sistemi idi. Her gizli polisin arkasında başka bir polis o

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-38

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-38

Osman Bölükbaşı(50’li yılların siyasetçisi) Siyasi tarihimizin en nükteden siyasetçileri

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-37

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-37

Numan Alusi İbni Teymiye ile Takiyüddin Subki arasındaki tartışmalar da daha sonraki dönemler

KARA LEKE 28 ŞUBAT

KARA LEKE 28 ŞUBAT

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla... 28 Şubat 1997 yılını unutmam mümkün değil. Çün

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-36

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-36

Nasirüddin Elbani(Selefi) Selefi çizgiyi temsil eden Nasirüddin Elbani’nin ilmi yanlışları

ABDULHAY EL LEKNEVİ’DEN RECEP AYI HUTBESİ

ABDULHAY EL LEKNEVİ’DEN RECEP AYI HUTBESİ

Hamd Allahu Teâlâ’ya mahsustur ki, yeryüzünü fazlu keremiyle yaydı ve nehirleri yarattı. Ve

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-35

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-35

Nasır(Mısır eski diktatörü) *Nasır Arap liderlerini kastederek Mısırlı bir askerin çizmes

SEVGİLİLER GÜNÜ

SEVGİLİLER GÜNÜ

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla, MUKADDİME 14 Şubat sevgililer günü ile alakalı riva

BİRLİK BERABERLİK VE KARDEŞLİK

BİRLİK BERABERLİK VE KARDEŞLİK

İstiklâlini ilan eden Müslümanların, bir pastanın dilimi gibi yutulur hale geldiklerini haber

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-34

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-34

Münir Gadban(Suriyeli âlim) Münir Gadban gibi İhvan liderlerinden bir kez daha ‘bu itiraf’

Âl-i imran:190

Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için gerçekten açık, ibretli deliller vardır.

GÜNÜN HADİSİ

"Cebrail bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım."

Buharî, Edeb 28; Müslim, Birr 140-141. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 28; İbni Mace, Edeb 4

TARİHTE BU HAFTA

*Fatih Camii Tekrar İbadete Açıldı(15 Nisan 1772) *Şeyhülislam İbn-i Kemal'in Vefatı(16 Nisan 1534) *Einstein'in Ölümü(18 Nisan 1955) *93 Harbi Başladı(19 Nisan 1877) *Miladi Takvime Göre Efendimiz'in(s.a.v) Doğumu(20 Nisan 571)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI