Cevaplar.Org

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-7

Bakara: 196: نُسُكٍ kelimesi, aslında ibadet manasınadır. Kurban kesmek de, mü'minin Allah'a yaklaşacağı şerefli ibadetlerden olduğu için, hayvanı kurban etmeye de "nüsuk" denir.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2022-09-01 23:47:47

Bakara: 196:  

نُسُكٍ

kelimesi, aslında ibadet manasınadır. Kurban kesmek de, mü'minin Allah'a yaklaşacağı şerefli ibadetlerden olduğu için, hayvanı kurban etmeye de "nüsuk" denir.

*Bakara: 197: İbn Abbas (r.a.)'m şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Yemenliler, azık ve yiyecek tedarik etmeden haccederler ve "Biz Allah'a tevekkül ediyoruz" derlerdi. Mekke'ye geldikleri zaman da, dilencilik yaparlardı. Bunun üzerine Yüce Allah: "Azık edinin, Bilin ki, azığın en hayırlısı takvadır" mealindeki âyetini indirdi(Vahidî, Esbâbu'n-nuzûl, 32)

وَتَزَوَّدُواْ فَإِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوَى

"Azık edinin, azığın en hayırlısı takvadır"(Bakara: 197): Dünya azığı, nefsin istek ve arzularını yerine getirmeyi temin eder. Âhiret azığı ise, ahiret nimetlerini elde etmeyi sağlar. Bundan dolayı Yüce Allah, faydalı olan âhiret azığını zikretti. Bu mânâda el-A'şâ şu beyti söylemiştir.

"Sen takva azığını almadan göçer de öldükten sonra azığını almış kimse ile karşılaşırsan, onun gibi olmadığına ve onun âhireti gözettiği gibi gözetmediğine pişman olursun."

*Bakara: 199: Âişe (r.a.)'ın şöyle dediği rivayet olunmuştur: Kureyşliler ve onlarla aynı dinde olanlar Müzdelife'de vakfe yapıyorlardı. Hamâset-i diniyye iddialarından dolayı bunlara "Hums" ismi verilirdi. Diğer Araplar ise Arafat'ta vakfe yapıyorlardı. İslam gelince, Yüce Allah peygamberine Arafat'a gelip vakfe yaptıktan sonra oradan ayrılmasını emretti. Kureyşliler, Meş'ar-i Harâm'dan bir sel gibi toplu olarak akarlardı. Bunun üzerine Yüce Allah: "Sonra insanların sel gibi akın ettiği yerden, siz de sel gibi akın edin" mealindeki âyeti indirdi.(Vahidî, Esbâbu'n-nuzûl, 32)

*Bakara: 204: 

Rivayet edildiğine göre Ahnes b.Şureyk Peygamberimize gelerek müslüman olduğunu bildirdi ve onu sevdiğine dair yemin etti. Halbuki görünüşte müslüman, fakat içi çirkef dolu bir münafıktı. Biraz sonra Rasulullah (s.a.v.)'m yanından ayrılıp gitti. Yolda müslümanlardan bir topluluğa ait ekine ve eşeklere rastladı. Ekini yaktı, eşekleri de öldürdü. Bunun üzerine Yüce Allah bu âyetleri indirdi.(Fahri Râzî, V/215; Vahidî, Esbâbu'n-nüzûl, 34)

Bu âyet Ahnes hakkında nazil olmuştur. Fakat, diliyle kalbi birbirini tutmayan her münafık hakkında geçerli umumî bir hükümdür. Bu gibiler hakkında, şöyle bir Arap atasözü vardır: "Diliyle tatlı tatlı söyler, fakat tilki gibi sana tuzak kurar."

"أَلَدُّ الْخِصَامِ

Taberî, eleddü kelimesinin amansız düşman mânâsına olduğunu söyler. Hadiste "Allah katında en sevimsiz kişi, husumeti şiddetli olandır" buyrulmuştur. 

Bakara. 205:

الْحَرْثَ

Hars, ekin demektir. Çünkü tohum önce ekilir, sonra tarla sürülür.

النَّسْلَ

Nesl, zürriyet ve çocuk demektir. Bu kelime, aslında, süratle çıkmak manasınadır.

إِلَى رَبِّهِمْ يَنسِلُونَ

"Rabblerine koşarak giderler(Yasin sûresi, 36/51) mealindeki âyette de bu mânâda kullanılmıştır. Çocuk anasının rahmine süratle düştüğü için ona nesil denmiştir.

İnsandan veya hayvandan türeyen nesli ve ekini helak eder. Yani onun fesadı umumîdir. Şehirliyi de bedeviyi de kapsar. Hars, ekin ve meyvelerin yetiştiği yer tarladır. Nesil, canlıların yavrularıdır. İnsanları ayakta tutan da bu iki şeydir. Dolayısıyle bu ikisinin ifsadı, insanlığı yok etmek demektir. Allah fesadı ve fesat çıkaranları sevmez.

Bakara: 206: Ona, "Allah'tan kork" denilince, günahları sebebiyle benlik ve gurur onu yakalar. Yani bu günahkâr kişilere, "Çirkin söz ve fiillerden vazgeçin" diye öğüt verilince, benlik ve cahili gururları onları günah işlemeye ve kibirlilik taslayarak hakkı kabul etmemeye sevkeder. Neticede bozgunculuk çıkarma ve inat işine iyice dalarlar. Burada "izzet" lafzından sonra "ism"(günah) lafzı zikredilmiştir. Edebiyatçılar bu sanata "tetmim" (tamamlama) sanatı derler. Çünkü izzet lafzı genellikle övülen bir vasfı akla getirir. Böyle olmadığını bu izzetin yerilen bir izzet olduğunu göstermek için, ondan sonra "ism" lafzı getirilmiştir

Yatak ve döşek olarak cehennem ona yeter. O, ne kötü yataktır.(Mihâd, yatıp uyumak için hazırlanan döşektir.)Bu, bir nevi hakaret ve alaydır. Yani, nasıl bir anne oğluna yumuşak yatak ve örtü ile hizmet edip ikramda bulunursa, cehennem de öylece onlar için hazırlanmış bir döşektir!...

Bakara: 207: Rivayet edilir ki, Suheyb-i Rûmî Medine-i Münevvere'ye hicret etmek istediğinde Kureyş müşriklerinden bir grup onu geri çevirmek için arkasından yetiştiler. Bunun üzerine bineğinden inip, çantasmdaki okları çıkarttı, yayını aldı ve şöyle dedi: Ey Kureyş topluluğu! Benim, sizin en iyi okçunuz olduğumu biliyorsunuz. Allah'a andolsun ki, çantamdaki okları atıp bitirinceye kadar bana yaklaşamazsmız. Sonra, kılıcımdan elimde bir parça kaldığı müddetçe sizinle savaşırım. Ondan sonra bana istediğinizi yapın". Müşrikler: "Sen bize geldiğinde hiçbir şeyi olmayan fakir ve zayıf birisiydin. Şimdi zenginsin!! dediler. Bunun üzerine Suheyb: "Malımın yerini size söylesem beni serbest bırakır mısınız?" dedi. Müşrikler: "Evet" dediler. Süheyb onlara Mekke'deki malının bulunduğu yeri söyledi. Medine'ye geldiğinde Rasulallah (s.a.v.)'ın huzuruna girdi. Rasulallah (s.a.v.) ona: "Alışverişin kârlı olsun Ya Suheyb!" diye dua etti. Bunun üzerine Yüce Allah âyetini indirdi.(Fahri Râzî, V/215; Vahidî, Esbâbu'n-nüzûl, 34)

Bakara: 208: Silm kelimesi; sin harfi esre okunduğunda İslam, üstün okunduğunda "sulh" mânâsına gelir. Bunun aslı, boyun eğmek ve itaat etmek mânâsına gelen "İstislam" kökündendir.

Bakara: 209:

فَإِن زَلَلْتُمْ مِّن بَعْدِ

مَا جَاءتْكُمُ الْبَيِّنَاتُ فَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

"Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer saparsanız, şunu iyi bilin ki Allah Azizdir, Hakimdir." Zelel, doğru yoldan sapmak demektir. Hakiki mânâda, ayak kayması için kullanılır. Daha sonraları manevî işlerde kullanılmıştır.

Bakara: 210: "Onlar, ille de buluttan gölgeler içinde Allah'ın ve meleklerin gelmesini mi beklerler? Halbuki iş bitirilmiştir. Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülür." Zulel, zulle kelimesinin çoğuludur. Zulle ise, güneş ışınlarını perdeleyip görünmesine mani olan şeydir.

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-8

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-8

Bakara: 213: بَغْياً Bağy, azgınlık ve taşkınlık demektir.

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-7

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-7

Bakara: 196: نُسُكٍ kelimesi, aslında ibadet manasınadır. Kurban kesmek de, mü'minin Al

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-6

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-6

Bakara: 183: “Hasan-ı Basrî'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Yüce Allah, Ya-hudilere de

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-5

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-5

Bakara:163; Dâbbe lafzı hem sürüngenleri, hem insanları, hem de hayvanları kapsar. Ata b. Ebi

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-4

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-4

*Bakara:130’daki Sefeh'in asıl mânâsı hafifliktir. Hafif yulara denir.Süfehâ, câhil, zayıf

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-3

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-3

Ebu Hayyan şöyle der: İstiska, su bulunmadığında veya az olduğu zaman su istemek demektir.”

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-2

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-2

İbn Kesir şöyle der: "Nifak, hayır gösterip arkasında bir şer gizlemektir. Nifak itikadi ve a

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-1

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-1

Safvetü't Tefâsir adlı bu kıymetli eserinde ise merhum üstad, muteber tefsirlerden bir bal ar

İnsanlar yalnız inandık demeleri ile bırakılıveriliceklerini, kendilerinin imtihana çekilmeyeceklerini mi sandılar?

Ankebut, 2

GÜNÜN HADİSİ

Hastayı ziyaret edin, açı doyurun, esiri kurtarın.

Risayü'z-Salihin

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI