

Ders: 22. Mektup, 1. Mebhas(Uhuvvet Risalesi)
İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi
*Cenab-ı Hakkın kainata koyduğu bir kanun; güneş, toprak, su, hava bir araya geliyor da, ondan sonra Cenab-ı Hak bir çiçek veriyor veya meyvalı bir ağaç veriyor. Ehl-i imanın da bir araya gelip birbirlerini sevmesi dünya ve ahiretin saadetini netice veriyor.
* "Mü'minler ancak kardeştirler."(Hucurat: 49/10) ayeti bizi bütün ehl-i iman ile kardeş yaptığı gibi, peygamberlere de kardeş yapmış. Bu ne servet..Bu ne devlet.. bu ne saadet..bu ne sürur, bu ne ikram, bu ne lütuf, bu ne kerem.. Hz. Adem(a.s) hem babamız hem kardeşimiz, Hz. Nuh(a.s) hem ulul azim bir peygamberimiz hem kardeşimiz. Hz. Rasulullah(s.a.v) hem Peygamber efendimiz, hem de kardeşimiz..
*Mümin olmak kadar büyük bir ikram olur mu? Hz. Adem'den(a.s) bu yana dünyada ne kadar mümin geldi geçtiyse ve kıyamete kadar ne kadar mümin gelecekse onların duasına Hz. Allah bizi iştirak ettirmiş. Mesela bundan yüz sene evvel namaz kılan müminler de namazlarında;
رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ
"Ey Rabbimiz! (Amellerin) hesap olunacağı gün beni, ana-babamı ve müminleri bağışla"(İbrahim: 14/41) demiyorlar mıydı? Diyorlardı. Demek biz daha doğmadan bize dua ediyorlardı.
14 asırdan beri gelen Müslümanlar namazlarında bu duayı tekrarlıyor, kıyamete kadar gelecek Müslümanlar tekrarlayacak. Şimdi Allah Teala bu kadar umumiyet kesbetmiş bir duayı redder mi? Onlar bize, biz onlara. Gördünüz mü ne kadar güzel bir alışveriş.
*Timur, Sad-ı Taftezani hazretlerine büyük hürmet gösterirmiş, o geldiği zaman hemen yerinden kalkar, kendi yerine onu oturturmuş. Bir gün, bu zata neden bu kadar hürmet gösterdiğini soranlara Timur demiş ki; "Benim askerimin gidemeyeceği yerlerde, ülkelerde onun kitapları okunuyor" diyor.
Not: Taftezani hazretlerinin ilimdeki yüksek mertebesi hakkında merhum Ömer Nasuhi Bilmen efendinin yazdıklarını kısaca nakletmek isterim; "Teftâzânî'nin yazdığı eserler, binlerce ilim ve kemal müştakları tarafından mütemadiyen istinsah edilerek cihanın her tarafına neşredilirdi. Bu suretle İslâm âlimleri iki devreye ayrılmıştır. Teftâzânî'den evvelki devrelerdeki âlimlere "Mütekâddimîn" ondan sonraki âlimlere de "Müteahhirin" nâmı verilir.
Teftâzânî, bir aralık da Türkiye'yi ziyaret etmiş, Osmanlı ulemâsiyle görüşmüş, aralarında mübâhaseler vukua gelmiş, o târihten i'tibâren kitapları Türkiye ilim müesseselerinde okunmaya başlanmıştır.
Deniliyor ki: Teftâzânî, zamanın mahâsininden idi, gözler onun bir mislini a'lâm ve a'yân arasında görmüş değildir, O alelıtlak bir üstâz idi, bilittifak müşârün-bi'l-benân idi, eserleri yeryüzüne dağıldı, hattâ Seyyid-i Şerîf bile te'lîf ve tasnife ilk başladığı zamanlarda Teftâzânî'nin tedkîkaat ve tahkîkaatına dalar, ondan istifâdeye, iltikaata çalışır, onun yüksek kadrini i'tirâf ederdi. Hayfâ ki bilâhare Timur'un meclisinde vuku' bulan ilmî bir münazara, aralarındaki mahabbet ve samimiyeti ihlâl etmiştir.
Hâsılı, Şark'ta riyâset-i ilmiyye Teftâzânî'ye müntehi olmuştu. Hele belagat ilmindeki ihtisası pek mükemmeldir. Parlak eş'ârı da vardır."(Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük Tefsir Tarihi (Tabakatü'l-Müfessirin), Bilmen Yayınevi: 2/574-575)
*Af büyüklerin şanıdır. Şöyle bir söz var;
"Af, çemendeki şukufeye(hoş kokulu bir çiçek) benzer, Şukufe de rayiha-i tayyibeye(güzel kokuya) benzer."
*Bir ifade var; "Es sulhü hayrü'l ahkâm"(sulh, hükümlerin en hayırlısıdır)
*Bu Süleyman Efendinin talebelerinin hizmetleri çok büyük. O kadar çok takdir ediyorum ki..
*Bizim başımıza gelen belalar hep cehaletten geliyor. Onun için merhum Mehmed Akif bey cehalete hitaben;
Ey hasm-ı hakîkî, seni öldürmeli evvel,
Sensin bize düşmanları üstün çıkaran el!" diyor.
*Cenab-ı Hak cesed gemisine ruhu kaptan olarak vermiş. Dünyanın dalgalarını atlatıp sahil-i selamet olan Cennete yanaşmak o geminin vazifesi.
Yorum yapmak için giriş yapın.
0 Yorumlar