

Abdulkadir Badilli


"Ulemanın Gözüyle Bediüzzaman" kitabı, bir şahitlikler kitabıdır desem yerinde olur. Şahitlikler eğer ulemadan olursa, çok üstün vasıflı ve yüksek kaliteli olur. Nasılki İmam-ı Buhari hafızasına alıp kaydetmiş olduğu 500.000 hadis-i şeriften, ulema rivayetli gayr-ı mükerrer 3700 hadisleri seçerek "Sahih-i Buhari"sini vücuda getirmesindeki üstün vasfı olduğu gibi..
Hususan, ulemadan Bediüzzaman'ın hüviyetini, ilmî şahsiyeti yanında manevî şahsiyetiyle de yakından alakadar olup inceleyenlerin ve mahiyetini kavraya bilenlerin, kısacası Bediüzzaman hazretlerinin te'lifatı olan Risale-i Nurları okuyup anlayanların şahitlikleri daha çok makbul ve te'sirli olur.
Hz. Üstadın, Kur'an'dan aldığı Nur mesleğini bir çok defalar şahitliklerin te'yidinden geçirmiş olduğu nurları okuyanların malumudur. Barla Lahikasında bu husus birkaç kere geçmektedir. Misal için bir kaç örnek:
"Evvela: Yazdığım bazı şeylere dair fikrinizi soruyorum, maksadım; gördüğüm hakikat, acaba hakikat mıdır? " diye sormuyorum. Belki hakikata açılan yol, acaba umuma yol olabilir mi? diye soruyorum Çünkü umumun telakkisini sizin kadar bilmiyorum" diyerek, şahitlikleriyle te'yid ettiriyor.
Sekizinci Lem'a'nın baş taraflarında da Geylanî hazretlerinin gaybî ihbarnamesinin hakikatini, yirmi üç nur talebelerinin şahitlikleriyle tasdik ettirip ilan ettirmesi de bu neviden olan bir şahitliktir.
Keza, Yirmisekizinci Lem'anın parçalarının birisinde (Eskişehir hapis hadisesinde bir kısım yeni talebelerin nurlarla alakalarının olmadığını mahkemeye söylemeleri üzerine) şöyle bir hitapta bulunmuştur: " Aziz sıddık kardeşlerim! gücenmemek şartıyla, bu defa takdirkarane değil, tenkitkarane iki küçük meseleyi beyan edeceğim.
Birincisi: Ben sizleri ve Risale-i Nurları müdafaa için çok davalarda bulundum. O davalardaki şahidlerimin birinci sınıfı sizlerdiniz. Halbuki inkarınızla hem beni şahitsiz bıraktınız, hem de hakkımdaki ittihamı takviye ettiniz…"
Demek ki bir dâînin, bir mürşid rehberin hem dahilen, hem de haricen müeyyid olan şahitleri olması gerekmektedir. Bu şahitlikler ne kadar çok olursa ve bunlar büyük ulemadan ise, o davanın umumiliği, hakkaniyeti, istikametkarlığı da o derece artar ve o nispette te'yid edilmiş olur.
Felillahilhamd, muazzez ve mualla üstadın Kur'andan almış olduğu iman ve Kur'an'a hizmet mesleği ve davası, hem kendi dünya hayatında, hem vefatından sonra Türkiye dahilinden ve İslam aleminden binlerce şahitliklerle hakkaniyeti, adaleti ve istikamettarlığı ortaya konulmuştur.
İşte çok değerli bir araştırmacı olan Salih Okur kardeşimizin büyük ve yorucu emeklerle hazırlanmış bu kitabı, bir kısım insanlara menfaat sağlıyacağı kesindir. Çünki, Risale-i Nurları iyice okuyamamış bazı zatlar, bu kitapta ismi geçen büyük ve ünlü ulema ve meşayihin (misal için Cizreli Şeyh Seyda hazretlerinin, Alvarlı Şeyh Hâce'nin ve Urfalı Kurra Muhammed hafızın) senakar ve takdirkar beyanlarını gördüklerinde, diyeceklerdir ki; "bu kadar büyük ve fazıl ulemanın takdir ve sena ettikleri bir dava ve o davanın daisi olan zatın söyledikleri mutlaka çok haktır, doğrudur ve istikametlidir."
İşte bu fakir, bu noktadan, Salih kardeşimizin sa'yini takdir ediyor, hizmetinin semeradar olmasını Cenab-ı Allah'tan diliyorum.
10. 06. 2011
Şanlıurfa
Abdülkadir BADILLI
Yorum yapmak için giriş yapın.
0 Yorumlar