

Merhum İsmail Hakkı Yılanlıoğlu beyefendi(1918-1992) anlatıyor; " Hadise gerçek olduğu için şahısların isimlerini yazmıyorum. Bir Apartmanda oturuyorlardı, daireleri de aynı katta idi.
Komşu oldukları için birbirlerinin hallerinden haberdardılar. Karşı komşuları dul hanım zengindi ve fakat kanser hastalığına tutulmuştu. Hayatından ümit kesilmişti. Daha yatağa düşmemişti ama kurtulmasına imkân yoktu.
Karı-koca, baş başa verip düşündüler. Bilhassa kadın kocasını teşvik ediyordu ve "boşanalım, sen kadınla evlen. Nasıl olsa yakında kadın ölecek. Malı sana kalır, sonra tekrar evleniriz."
Bu kararı ikisi de uygun gördüler. Hemen boşanma işleminin gereğini yaptılar. Adam, hasta hanımla evlendi. Aradan üç ay geçti ve kadın değil de adam öldü. Karısının oturmakta olduğu daire ve adamın emekli maaşı, hasta kadına kaldı.
Hasta komşusunun maaşına konmak için kocasından ayrılan kadın ise evsiz, barksız, açıkta kaldı. Adamın maaşı da yine karısına kaldığından, kadın beş kuruşa muhtaç duruma düştü. Kısaca, ihtirasına kurban oldu. Hadise Ankara'nın Bahçelievler mahallesinde cereyan etmiştir.
Kaynak
İsmail Hakkı Yılanlıoğlu, Aklın Çözemedikleri, Polat Ofset, Ankara, 1991, s. 93- 94
Yorum yapmak için giriş yapın.
0 Yorumlar